Film

Tarih: | Yazar: Seçil Çetinkaya

12

Interstellar (Yıldızlararası)

Bu film çarpık uzay-zaman, gerçekliğin kumaşındaki delikler ve yer çekiminin ışığı nasıl büktüğü ile ilgili. Aynı zamanda insan doğası, bağlılık, umut ve vazgeçmeme ile de ilgili.

Yakın gelecekte dünya artık yaşaması zor bir yerdir. Küf adı verilen belirtiler gösteren ve tarımı öldüren bir salgın sebebiyle kıtlık yaşanmaktadır. İklim değişikliği sebebiyle de dünya eskisi kadar yağış almamakta sürekli toz fırtınaları oluşmaktadır. Hayatta kalmaya çalışan insan ırkı kıtlığı yenmek için yeniden tarım toplumu haline dönüşmüştür. Teknolojik gelişim ve diğer gezegenlerde yaşam aramak artık bir lükstür. Çoğunluk umudunu geriye kalan tohumlara bağlamıştır. Eski bir NASA test pilotu olan Cooper da hayallerinden vazgeçip iki çocuğu ve kayın pederi ile mısır yetiştirmek zorundadır. Cooper’ın kızı Murph odasındaki hayaletin ona bir şeyler anlatmaya çalıştığına kimseyi inandıramaz. Babası gibi bilime meraklı olduğundan hayaletin varlığını bilimsel yollarla kanıtlamaya çalışır. Artık halktan destek göremediği için çalışmalarını gizli yürüten NASA Satürn yakınlarında keşfettiği bir solucan deliği sayesinde Lazarus projesini başlatır. NASA 12 gönüllü bilim insanını başka bir galaksiye yaşanabilir dünyalar aramak için göndermiştir. Yaşanabilir olması muhtemel 3 gezegen keşfi NASA’yı umutlandırır. Şimdi yapılması gereken bu üç gezegene gidip verilerin doğruluğunu kontrol etmektir. A planı dünyadaki insanları yaşanabilir gezegene taşımak B planı ise bu gezegende yeniden yaşam başlatmaktır. NASA’nın pilotluk teklifini kabul eden Cooper A planının gerçekleşmesini ve çocuklarını kurtarmayı ümit etmektedir.

Carl Sagan’ın romanından uyarlanan Mesaj filminin de yapımcılığını üstlenen Lynda Obst ve teorik fizikçi Kip Thorne’un beraber çalışması ile ortaya çıkan fikir önce Steven Spielberg’in elinden geçmiş. Daha sonra Christopher Nolan ve kardeşi Jonathan’ın projeyi devralmasıyla çalışmalar başlamış. Jonathan senaryoyu yazabilmek için üniversitede izafiyet dersleri almış. Christopher da boş durmayıp NASA’yı ziyaret etmiş. Çalışmaları filme ilham kaynağî olan teorik fizikçi Kip Thorne hem bilimsel danışman hem de yapımcı rolünü üstlenmiş. Interstellar’ın çekimleri 2013 son çeyreğinde Kanada, İzlanda ve Los Angeles’da gerçekleşmiş.

kipthorne

Çalışmaları filme ilham kaynağî olan teorik fizikçi Kip Thorne hem bilimsel danışman hem de yapımcı rolünü üstlenmiş.

Çılgın bir Christopher Nolan hayranı değilim. Ne Batman serisi ne de Inception favori filmlerim arasında değil. Bu yüzden tarafsız olarak söyleyebilirim ki Interstellar bu sene izlediğim en iyi film olmanın yanında uzun zamandır izlediğim en iyi bilim kurgu filmiydi. Bilim kurgu, dram ve yeri geldiğinde komediyi de tam dozunda kullanıp beklentimi boşa çıkarmadı.

Toz Kovası (Dust Bowl)

Dünya’daki insanların zor durumda olduğunun göstergesi sadece bir kasaba hatta bir aile üzerinden anlatılmış. Filmle ilgili eleştirilerde bu duruma çok fazla yüklenilmiş. Bence buhranı, filme konu olan tek bir aile üzerinden anlatmak oldukça mantıklı. Çünkü bu bir distopya filmi değildi. Çeşitli insanların acılarını ve dünyanın gelmiş olduğu durumun sonuçlarını farklı gözlerden görmek bize bir şey kazandırmayacaktı. Kişi sayısı azaltılarak onların aralarındaki ilişki ve bağlılık ön plana çıkarılmış.

Filmde yer alan toz fırtınaları Amerika’nın Büyük Buhran döneminde yaşanan kuraklıktan ilham alınmış. 1930’larda ekonomik kriz yaşanırken bir yandan da kuraklık ve rüzgar erozyonunun önlenememesi sebebiyle toprak toza dönüşmüş. Kirli 30’lar olarak da anılan bu dönemde yaşayan insanlarla çekilen 2012 tarihli The Dust Bowl belgeseli Christopher Nolan’a ilham olmuş. Interstellar’da kullanılan röportaj sahneleri de bu belgeselden alınmış.

interstellar-dust

Tozlu Dünya

Murphy’nın Kanunları

Filmde Cooper’ın kızını canlandıran Murph adını mühendislerin çok iyi bildiği Murphy kanunlarının sahibi Edward Murphy’den almış. Filmde önemli karakterlerden biri hatta belki de en önemlisi olan Muprh’e bu isim öylesine verilmemiş. Murphy Kanunları filmin vermek istediği mesajlarla çok iyi uyum sağlıyor. Filmi izledikten sonra kanunların her birini okuyup filmden bazı karelerle eleştirebilirsiniz.

Murph hem karakter olarak hem de görünüşü itibariyle Mesaj filmindeki Eleanor Arroway’e benziyor. Ellie daha kendinden emin ve duygusal yanı zayıf bir karakter olmasına rağmen bilime olan tutkuları ve inatları çok benziyor. Murph’ın büyümüş haline filmde yeterince yer verilmediğini düşünüyorum. Babasına olan özlemi ve kırgınlığı dışında özel hayatından ve alışkanlıklarından biraz daha ipucu verilebilirdi. Bunun yanında zaten filmdeki hiçbir karakteri bireysel olarak inceleme fırsatı verilmese de aralarındaki sevgi ve bağlılık üzerine yüklenilmiş.

murph

Jessica Chastain, Murph’ü canlandırıyor

Dylan Thomas’ın Şiiri

Profesör Brand’ın film boyunca ağzından düşürmediği Dylan Thomas şiiri de tıpkı Murphy Kanunları’nda olduğu gibi filmin farklı öğeleri ile uyuşuyor. “Öfkelen ışığın ölümünün karşısında” dizesi bana hem sonu gelen dünyayı hatırlatırken hem de kara delik içinde kaybolan ışığı hatırlattı. Ayrıca şiirin son dizesi ile Murph’ün babası ile vedalaşması da uyum içerisinde. Zaten Dylan Thomas da bu şiiri babası için yazmış. Filmde Profesör Brand’ı canlandıran Michael Caine’in şairi yakından tanığını da belirtmek gerekir. Michael Caine çok sevdiği bu şiiri filmin senaryosunda olmamasına rağmen yönetmenin isteği üzerine okumuş.

Gitme o güzel geceye kibarlıkla
İhtiyarlık yanmalı ve söylenmeli gün kapandığında;
Öfkelen, öfkelen ışığın ölümünün karşısında.

Büyük Filtre

Filmin vermek istediği önemli mesajlardan biri fragmanda da Cooper’ın sesinden duyduğumuz aşağıdaki cümle ile özetleniyordu. Cooper’ın beklentisi ve filmin mesajı Robin Hanson’ın Büyük Filtre hipotezine de bir cevap gibi olmuş. Hanson’a göre insanlığın gözlemlenebilir evrende kolonileşmesi için önünde büyük bir engel var. Bu engel aşılmış da olabilir henüz aşılmamış da olabilir. Kolonileşme için evrimsel yolu 9 adımda listeleyen Hanson’a göre şu an bulunduğumuz konumdan önce büyük beyinli ve araç kullanabilen hayvanlardık. İnsanlığın çağımızdaki başarıları ise geleceği şekillendirecek. Ya da varsayılan 9 adımda bir yanlışlık var. Eğer ki aştığımız 7 adımın doğru olduğunu var sayarsak önümüzdeki engel 3 boyut dışındaki boyutları keşfetmek olabilir. Interstellar filminde solucan deliğini açık tutmayı başaranlar 4. ve 5. boyutun sırrını çözmüşler.

“Hala öncüyüz, daha yeni başladık. En büyük başarılarımız arkamızda olamaz çünkü kaderimiz yukarıda bekliyor.”

Uzay Araçları ve Robotlar

Filmde üç farklı uzay aracı görüyoruz. Ranger, Endurance ve Lander. Ana gemi Endurance Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan ilham alınarak tasarlanmış. Dairesel bir yapıya sahip olan Endurance farklı amaçlara sahip 12 kapsülden oluşuyor. Kapsüllerde kolonizasyon ekipmanları, motorlar ve kontrol kabini gibi kısımlar bulunuyor. İçinde hiper uyku odaları bulunuyor. Endurance dakikada 5.6 kez dönerek dünyadakine benzer bir yer çekimi oluşturuyor. Ranger gezegen atmosferine girip çıkabilmek için kullanılan bir uzay mekiği. Lander ise ağır yükleri gezegen yüzeyine taşımak için kullanılıyor. 2 adet Lander ve Ranger’dan oluşan bölüm kenetlenme parçası ile Endurance’la birleşiyor. Aşağıdaki linke tıklayarak Endurance ve parçalarını detaylı inceleyebilirsiniz.
http://endurance.interstellarmovie.net/

Interstellar’ın robotları TARS, CASE ve KIPP eski bahriyeliler. Nolan filmdeki robotların özellikle insana benzemesini istememiş. Bu yüzden dörtgen bir yapıya sahip karmaşık dizaynı ile bu robotlar ortaya çıkmış. Üç farklı şekilde birleşip üç farklı kombinasyona sahip dört bloktan oluşan yapı ayrıca blok çizgileri görülen diğer birleşim yerlerinden de farklı şekiller alabiliyor.

Endurance ekibinden olan robotlar TARS ve CASE diğer ekip üyelerinden daha fazla olaya dahil oldu sanki. Köşeli uzuvları ve iğneleyici tavrıyla TARS filmdeki en cana yakın ve esprili karakter.

tars_2

TARS Cooper’a eşlik ederken

Kara Delik ve Solucan Delikleri

Adını François Rabelais’ın felsefi eserindeki dev Gargantua‘dan alan kara delik filmin önemli noktalarından biri. Einstein’ın genel izafiyet kuramıyla tanımlanan kara delikler gibi teoride bir zamanlar parlak bir yıldız olan Gargantua da zamanı dolduğunda patlamayıp çökmüş ve neredeyse ışık hızından hızlı dönen ışık yutan dev bir canavara dönüşmüş.

Endurance’ın Samanyolu galaksisinden yaşanabilir gezegenlerin bulunduğu diğer galaksiye geçiş için kullandığı solucan deliği yine Einstein’ın genel izafiyet kuramına göre mümkün. Ancak şu ana kadar bilim insanları bir solucan deliği keşfetmiş değil. Bunun sebebi solucan deliğinin uzun süre açık kalamayıp hızlı bir çöküş yaşaması olabilir. Filmde de belirtildiği üzere solucan deliğinin açık kalabilmesi için dışarıdan ciddi mühendislik gerektiren negatif enerjiye ihtiyaç duyuluyor. Filmdeki solucan deliği evreni yansıtan kristal bir küreye benziyor.

blackhole

Gargantua’nın filmdeki görüntüsü

Solucan deliği ve kara delik görsellerinin gerçekliğini sağlamak amacıyla Kip Thorne’un denklemlerinden faydalanılmış. Filmin görsel ekibi bu denklemleri kullanarak çıplak gözle görülebilecek bu muhteşem oluşumlar nasıl olabilirdiyse ona en yakınını yakalamaya çalışmışlar. Kip Thorne bir Hollywood filminde bu oluşumların ilk kez bu kadar gerçekçi betimlendiğini belirtiyor. Ona göre filmde gördüğümüz şey bir solucan deliği ve kara deliğin neye benzediğine dair metafor değil, filmde gördüğümüz şey gerçek hayatta mümkün olsaydı gözlemleyebileceğimiz görüntülerin ta kendisi. Film için yapılan simülasyon çalışmasından astrofizik ve bilgisayar grafiği konularında makale çıkarılacağı da yine Kip Thorne tarafından belirtilmiş. Ne de olsa kara deliğin betimlenmesi için ışığın düz bir çizgi halinde ilerlemediği yeni bir renderer programlanmak zorunda kalınmış.

Bilimsel Açıdan Interstellar

Interstellar’da Endurance ekibinin seyahat sırasındaki bilimsel muhabbetleri seyirciyi sıktı mı deseniz bence hiç sıkmadı. Bilim kurgu seven insanlar olsak da astrofizik profesörü değiliz. Fizikçilerin tuhaf açıklamalarını anlamamız ve bunları yorumlamamız pek kolay değil. Her gün bu konuları konuşmuyoruz. Ama buna rağmen sinemadan çıktığımızda insanlar kara delikler hakkında konuşup birbirlerine bildikleri kadarını anlatmaya çalışıyorlardı. Bence bir filmin bunu yaptırabilmesi inanılmaz güzel bir şey. Carl Sagan’ın Mesaj romanında da galaksiler arası seyahat sırasında bilim insanları kendi aralarında Interstellar’dakine benzer konuşmalar yapıyorlar ve fizikçi olmayan biri bu konuşmaları duysa hepsinin deli olduklarını düşüneceklerini söylüyorlardı. Tabii filmde Ellie tek başına yolculuk yaptığı için bu tarz konuşmaları pek duymadık.

Şu ana kadar yayınlanan eleştirilere bakılırsa Interstellar’dan beklentinin büyük olması hep bilimsel yanının ne kadar kuvvetli olacağına bağlanmış. Konunun orijinalliği ve bütünlüğünün yanı sıra bilimsel açıdan tutarlı olması da seyirci için çok önemliydi. Anlaşılan o ki film bu konuda herkesi tatmin edemedi. Interstellar sonuçta bir belgesel değil. Kurguyu tamamlayabilmek ve tüm sinema sevenlere erişebilmek adına kapsamı genişletip işin içine romantizm ve aile dramı sokulması kaçınılmazdı bunu da kabul ediyorum. Filmi izlerken ve sonrasında benim de aklıma takılan bir çok nokta olmasına rağmen ortaya çıkan emeği görmezden gelmek imkansız. Eğer ki bu film çekilirken bilimsel açıdan tüm kurguyu doğrulamak mümkün olsaydı, yani bunu başarmak için Insterstellar film ekibi, kara deliklerin sırrını çözmüş olsa ya da 4. ve 5. boyutları keşfetmiş olsaydı CERN’deki bilim insanları herhalde işi gücü bırakıp kendilerini sinemaya adarlardı.

Filmle ilgili bilimsel yorumları duymak isterseniz Neil deGrasse Tyson’ın twitter hesabını takip etmenizi öneririm. Hem iyi hem kötü yönleriyle güzel eleştiriler yapıyor. Ayrıca Dr.Roberto Trotta’nın Guardian’daki yazısında sizlerin de aklınıza takılan noktaları bulabilirsiniz.

Interstellar’ın Karşılaştırıldığı Filmler

Interstellar’ın en çok karşılaştırma yapıldığı film elbette benzer şekilde galaksiler arası seyahat fikrini kullanan Mesaj oluyor. Mesaj inanılmaz güzellikte ve izlerken zamanın nasıl geçtiğini hissetirmeyen bir filmdi benim için. Mesaj bir 90’lar filmi. 90’lar bilim kurgu açısından çok bereketli bir dönemdi. O harika bilim kurgu filmleri zamane teknolojisi ile yeniden çekildiğinde bile aynı havayı veremiyor. Ne olursa olsun milenyum filmlerinde Hollywood klişeleri daha fazla hissediliyor.

Mesaj filminin yanı sıra 2001: Bir Uzay Macerası ve Gravity de karşılaştırma yapılan filmler arasında. 2001 gerek kurgu gerekse hitap edilen kitle olarak bakıldığında çok farklıydı. Öyle bir filmi herkese sevdirmek kolay değil. Gravity’de karakterler daha ön plandaydı. Ayrıca bilimsel açıdan bu iki filmi karşılaştırmak da pek doğru olmaz herhalde. Gravity’de sadece dünya yörüngesindeki fizik söz konusuydu.

IMDB’de solucan deliği ve kara delik içerikli filmlere bakıldığında çıkan az sayıda sonuçtan sadece 3-4 tanesi film olup geri kalanı belgesel iken kurgu açısından karşılaştırma yapılacak pek de film yok aslında. Nolan antipatisi ile bazı eleştirmenler filmin birçok filmden alıntı ile ortaya çıktığını ve aslında orijinallikten yoksun olduğunu söylese de şu anda kara delik ve solucan deliği tag li sıralamada puan açısından bakıldığında Cosmos belgeselinden sonra geliyor. Ya gerçekten bir orjinallik ve öncülük söz konusu ya da filmi bir senedir heyecanla beklediğimizden kıyamıyoruz 🙂

Peki Ya Son?

Filmin sonu benim için büyük bir sürpriz oldu. Böyle bir son beklemiyordum. İlk izlenimde son beni hayal kırıklığına uğrattı fakat biraz düşününce başka türlü olsaydı benzerlerinden pek farkı olmazdı diye düşünüyorum. Baştan sona yeniden bakıldığında kendi içinde bütünlüğü vardı ve vermek istediği mesajların dışına çıkmadan bitti. Neredeyse üç saat süren filmin sonuç bölümü biraz daha genişletilebilirdi. Bir devam filmi çekilip olayların Romilly açısından anlatılması seyircinin ilgisini çekebilirdi diye düşünüyorum. Filmi izleyenler anladı 🙂 İzlemeyenlere iyi seyirler…

romilly

Uyu Romilly uyu…

Kaynaklar

http://www.vulture.com/2014/11/michael-caine-interstellar-interview.html
http://www.imdb.com/search/keyword?keywords=black-hole%2Cwormhole&sort=user_rating,desc&mode=advanced&page=1&ref_=kw_ref_key

Etiket: ,


Yazar Hakkında

1984 doğumlu. Evli.Tenten’in annesi. Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisi olmasına rağmen çok sevdiği denizi bırakıp yerleşik hayata geçti. 2009’dan beri yazılım sektöründe test mühendisi olarak çalışıyor. Bilim kurguyu, kitapları ve hayvanları çok seviyor.



  • Ciddi zaman harcanmış detaylı bir yazı olmuş…
    Film hakkında merak uyandıran ve bilgi veren bir yazı.

    tebrikler

    • Seçil Çetinkaya

      Teşekkürler Özgehan.

  • Aslı

    Tamamıyla ayrıntılı bi yazı olmuş emeğinize sağlık. Ayrıca romillyi ben unutmuştum ama devam filmi romilly üzerinden olsa gercekten müthiş olurdu 🙂 teşekkürler

  • Yasemin Yiğit Kuru

    Seçil, öncelikle bu harika inceleme için teşekkürler ve ellerine sağlık.
    Bence de Interstellar hem 2014’ün hem de son yılların en iyi bilim kurgu filmiydi.
    -Yorumumun bundan sonrası spoiler içeriyor-
    Ek olarak sadece iki noktaya değinmek istiyorum.Birincisi, Anne Hathaway’in oynadığı karakter beni bir miktar rahatsız etti. Yıldızlararası seyehati gerçekleştiren ekibin tek kadın karakterinin aynı zamanda ekibi duygusal kararlar almaya zorlayan ve ilk gidilen gezegende işleri batırıp 23 yıllık zaman kaybına neden olan karakter olmasına içerledim doğrusu. Kadınların erkeklere nazaran daha duygusal oldukları doğru ancak bu görev insan ırkının devamını sağlamak gibi son derece önemli bir görev ve kadın da sıradan bir kadın değil, NASA’da çalışan bir bilim insanı. Aynı durum Murphy için de geçerli. Formülü son noktaya kadar getiren Dr. Brand, önemli verileri sağlayan kişi ise baba Cooper. Murphy aslında çok da bir şey yapmıyor son durumda, sadece şifreyi çözüp verileri formülde kullanıyor. Bu sebeple, güçlü kadın karakterler açısından filmin, Yerçekimi’nin gerisinde kaldığını düşünüyorum.
    İkinci konu ise filmin sonuyla ilgili. Eğer yardımcı güç gelecek insanları ise, dünyanın sonundan onlar nasıl kurtulmuşlar? Eğer onlar kurtulmuşlarsa bir şekilde tekrar geçmişe dönüp müdahale etmelerine gerçekten gerek var mı? Kendisine “stay” mesajı verildiğinde kalmamışken, eline mesaj verme fırsatı geçmişken neden işe yaramayan aynı mesajı veriyor?
    Bu iki durum tabii ki filmden aldığım zevki azaltmadı onu da belirtmem lazım.

    • Seçil Çetinkaya

      Teşekkürler Yasemin.

      Kadın karakterler konusundaki yorumuna kesinlikle katılıyorum. Nolan filmlerindeki kadınların zayıflıkları ve donuk olmaları herkesin dikkatini çekiyor. Google da “Nolan woman characters” şeklinde bir arama yaptığında karşına çıkan sonuçlarda herkesin bundan rahatsız olduğunun göstergesi olsa gerek.

      Does Christopher Nolan Have a Woman Problem?
      It’s a man’s man’s man’s world… The cinema of Christopher Nolan
      Christopher Nolan “Fridging” woman characters?

  • Gökhan

    Seçil Hanım öncelikle bu yazıyla ilgili emeğinize sonsuz teşekkürler.
    Siteye her gün giremesem de düzenli olarak takip etmeye çalışıyorum. Ayrıca bir bilim kurgu hayranı olarak da sitenin ayakta kalması için çabalayan herkese sonsuz teşekkürler.

    Interstelları henüz izlemedim ama en kısa zamanda izleyeceğim inceleme yazınızdaki şu değerlendirmenize bayıldım;

    “Eğer ki bu film çekilirken bilimsel açıdan tüm kurguyu doğrulamak mümkün olsaydı, yani bunu başarmak için Insterstellar film ekibi, kara deliklerin sırrını çözmüş olsa ya da 4. ve 5. boyutları keşfetmiş olsaydı CERN’deki bilim insanları herhalde işi gücü bırakıp kendilerini sinemaya adarlardı.”

    Bilim Kurgu filmlerinin belgesel değilde adı üstünde “Kurgu” olduğunu anlamak istemeyen ve sürekli eleştiren çevrelere tam anlamıyla uyuz oluyorum.

    İncelemeniz ve emeğiniz için tekrar teşekkürler…

    • Seçil Çetinkaya

      Tabii ki izlediğimiz şeyin kendi içinde tutarlı olmasını bekliyoruz. Filmin ağır eleştirilmesinin sebebi bazı klişeler ve bu tarz filmlerde istenmeyen sahneler de olabilir. Çoğu bilim kurgu filminde olduğu gibi Interstellar’da da metafizik öğeler mevcut. Bu bilim konusunda hassas olan insanları rahatsız ediyor sanırım.

      Takip ettiğiniz için teşekkürler..

      • Murat Tuğral

        Bu filmin bilimkurgu olmakla alakası “Dünyayı Kurtaran Adam” filminden fazla değil.

        not: Bilim konusunda hassas biri değilimdir.

        • Seçil Çetinkaya

          Yorum bıraktığınız için teşekkürler. Dünyayı Kurtaran Adam’ı izlemediğimden karşılaştırma yapamadım. Bilim kurgu filmi olabilmesi için sizce hangi yönleri eksikti?

  • atheist

    iyi film ama böyle her şeyi önce abartıp sonra yerin dibine sokuyoruz ya işte onu yapmasak daha iyi olacak.

    ayrıca Lucy filminde olduğu gibi bazı kişiler özellikle karalama yapıyor bu tarz filmlere. eğer filmin geneli ya da sonu dini referanslara dayansaydı aynı kişiler filmi övüp övüp bitiremezdi. ne demek istediğim anlaşıldı sanırım.
    ——————–

    film hakkında bilimsel bilgi sahibi olmak veya bilimle tanışmak isteyenler varsa aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirler.
    Yıldızlararası Filminin Bilimsel Arkaplanı
    Doç. Dr. Kerem Cankoçak
    Links
    http://www.evrimagaci.org/makale/173
    veya
    http://keremcankocak.blogspot.com.tr/2014/11/yldzlararas-filminin-bilimsel-arkaplan.html?view=flipcard

  • S. Çakmak

    Öncelikle harika bir yazı olmuş, yazınızı pek de değinmediğiniz (ki değinecek o kadar konu varken mazur görülebilir) film müzikleri eşliğinde okudum 🙂 Filmin müzikleri de bu filmin bana göre baş yapıt olmasında kesinlikle ön planda 🙂 Herşeyden önce bana göre saçma bile gelse yapılan her filmde bir emek olduğu için karalama şekilde eleştirmem, eleştirenlere de sinir oluyorum ancak Interstellar gibi film bence eleştirilmeyi değil bu filmden sonra çok daha iyisini, akla mantığa da bu kadar uygun şekilde, izlerken duygulandıracak, sevgiyi, aşkı heyecanı yaşatacak şekilde nasıl çekebiliriz, bu olmalı. Yazınız herşeyi öyle güzel anlatıyor ki, iki kez sinemada, 4 kez de evde izlediğim ve hatta şu anda yeni izledikten sonra tekrar internette araştırma yapmama sebep olurken bu güzel yazıyı okuma fırsatı bulan bu film tam anlamı ile başyapıt. Filmi “Dünyayı Kurtaran Adam ” ile aynı zihniyete sokan arkadaşı elştirmeye bile gerek duymuyorum, onlar hayatta hiç bir şey yapmadan sadece eleştirmeyi görürler, hayatta bir tek dikili ağaçları var mıdır acaba? diye de soruyorum. Neyse filmden çok çıkmadan, aslında devam filmi olması gerçekten çok güzel olurdu, devam filminde Romiliy’nin gözlemleri, Cooper’ın tekrar Brand’ı bulması, insanların Satürn’ün uydusundan oraya gelişleri ile 4. ve 5. boyuta ulaşan kapının açılışını göstermesi.. Belki çok şey istiyorum ancak bu filme kadar solucan deliği Cosmos belgesellerinden öteye gidemezken burada tam anlamıyla baş yapıt olmuşken bence devam filmi için o kadar ümitsiz olmamalıyız..

  • serpil

    Normalde böyle yerlere yazmamış olmama rağmen ilk kez yazma isteği hissettim. Öncelikle gerçekten çok iyi bir çözümleme yapmışsınız bir eser de konunun detayına girmeden olay örgüsünü anlatmanız çok az insanın yapabileceği bir şey. Sadece benim gibi fizik olaylarına yabancı biri için murphy kanunları solucan delikleri yada izafiyet teorisi gibi konuları bir kaç cümleyle açıklasaydınız çok sevinirdim çünkü ne kadar araştırsam da birbirine giriyor hangisi hangisiydi diye dönüp tekrar araştırınca yazıyı bitirmem bayağı zamanımı aldı 🙂

    Ayrıca nolan’ı bu kadar eleştirmelerine hiç anlam veremedim veremeyeceğim de adam bir şeye el atıyorsa yarım yamalak yapmıyor derinlemesine araştırıp giriyor o işe o yuzden alıp veremedikleri ne anlamadım!

    Lütfen böyle devam edin yaptığınız şeyin hakkını veriyorsunuz çünkü 🙂

Başa Dön ↑