Çizgi Roman

Tarih: | Yazar: Yasemin Yiğit Kuru

0

Masallar (Fables) : Kahramanlar Aramızda

Çizgi roman okumaya Ankara’dan İstanbul’a taşındığım 7 yıl öncesinde yeniden başladım uzun bir aradan sonra. Çocukken okuduğum süper kahraman çizgi romanlarından sonra demek daha doğru olur. Martin Mystere ile geri dönüş yaptım. D&R’dan aldığım ilk Martin Mystere’in arka kapağındaki reklamından Büyülü Dükkan’ı buldum. O zamanlar Ankara’da çizgi roman dükkanı olmadığı için, bana ismi gibi büyülü gelmişti bu mekan. Hatırı sayılır fiyat farkı da cabası.

Her neyse aslında Masallar’ı edinişimden bahsederek başlamayı ummuştum bu yazıya ama birden kendimi toz ve gaz bulutundan bahsederken buldum 🙂 2015’in son günlerinde, yaklaşan yılbaşı için kardeşime hediye almadım diye kendimi Kadıköy’e attığım buz gibi bir aralık akşamında, çizgi roman mı alsam acaba diyerek Büyülü’ye gittim yine. Ona uygun birşey yok kararını kısa bir sürede aldıktan sonra kendim için bakınmaya başladım tabii ki. Son sıralarda takip ettiğim serilere baktım önce (Julia, Chew, Saga, Yürüyen Ölüler, Lilith, Alfa Ajansı, Harbinger) ve çoğu zaman olduğu gibi yeni bölüm olmamasının hüsranıyla henüz başlamadığım bir seri bakınmaya başladım. Dikkatimi ilk çeken seri Masallar oldu. Onu bulduktan sonra daha fazla aramaya gerek duymadan kasaya gidip hemen alıverdim. Her yeni seriye başlarken olduğu gibi sadece bir cilt aldım seversem devam ederim diye düşünerek. Sonra kardeşimi arayıp havadisi verdim. Ve beklediğimden çok farklı bir tepki aldım. “Nee? Neden öyle bir şey yaptın?” Kendisi de  Büyülü’den bana serinin ilk iki cildini almış meğerse yeni yıl hediyesi olarak. Geri dönüp elimdeki birinci cildi üçüncü ile değiştirdim. Daha sonra konuştuğumuzda Masallar’ın, ikimizin de ilk dikkatini çeken seri olduğunu ve hiç tereddüt etmeden aldığımızı anladık.

Hemen okumaya başladım ve kısa sürede dördüncüyü de edinip Türkçe yayınlanan tüm ciltleri bitirdim. İlk iki kitap bana biraz zorlama geldi açıkcası, beni ve kardeşimi cezbettiği kadar müthiş bir şey olmadığı kanısına kapıldım, yine de elimde tek cilt değil de üç tane birden olduğu için bir kenara atma girişiminde bulunamadım – neyse ki 🙂 – çünkü üçüncü ciltte seriye iyice ısındım ve dördüncüde tam olarak sevdim diyebilirim.

Aslında kendimi bir çizgi roman sever olarak nitelendirmeyi seviyorum, takip ettiğim bir çok seri var ve kitaplığımda romanlar kadar büyük yer kaplıyor çizgi romanlar. Ancak çizgi roman sektörünü domine eden süper kahraman serilerini okumaya çocukluktan sonra hiç geri dönmedim. Sinemada izliyorum evet, ama okumak hiç içimden gelmiyor. Böyle düşündüğüm zamanlarda sanırım ben gerçek bir çizgi roman sever değilim diye düşünüyorum. Serinin ilk kitabına ısınamamın nedenlerinden biri bu oldu. Aslında Masallar bir nevi süper kahraman çizgi romanı gibi. Serinin adından da anlaşılacağı üzere karakterlerin hepsi, büyülü ve özel güçleri  olan masal kahramanları. Pamuk prensesten hain kurta, güzel ve çirkinden üç küçük domuzcuğa, kurbağa prensten mavi sakala her ciltte yeni eklenen kahramanlarla zenginleşen bir karakter skalası var. Masallardan, halk öykülerinden faydalanan serinin karakterler açısından çok zengin bir kaynağı olduğunu söylemeliyim. Bir nevi süper kahraman olan bu masal kahramanlarına ısınmamın nedeni, diğer süper kahraman öykülerinde olduğu gibi sürekli birilerini kurtaran maceradan maceraya atılan cesur, korkusuz, çok karizmatik süper kahramanlar olmamaları. Onlara çoğu zaman günlük sıkıcı hayatlarında, rutin işlerini yaparken rastlıyoruz.  Büyülü özelliklerinden çok kafalarını kullanıyorlar, bazen gerçekten içinden çıkılmaz ve aciz durumlara düşüyorlar, zaaflarını ve kötü taraflarını da görüyoruz. Büyülü şeyler de aslında onlar için süper şeyler değil sıradan hayatlarının bir parçası. Bu özellikleriyle karakterler benim gönlümü kazanmayı başardı diyebilirim. Bu uzuuun girişten sonra artık seriye daha yakından bakabiliriz sanırım 🙂

Seri hakkında kısaca

Masallar, orjinal adıyla Fables, 2002 yılında Vertigo tarafından yayınlanmaya başladı. 2002 – 2015 yılları arasında her ay bir fasikül yayınlandı ve 2015 temmuz ayında 150. fasikülün yayınlanması ile sona erdi. Ülkemizde ise 2014 Aralık ayında Arka Bahçe Yayıncılık tarafından yayınlanmaya başlandı.   Şimdiye kadar 4 sayı yayınlandı. Her sayı 5 er fasikülden oluşuyor.

Fables, 2003 – 2012 yılları arasında, Çizgi roman dünyasının Oscar ödülleri olarak kabul edilen Eisner Ödülünü, en iyi yeni seri, en iyi hikaye, en iyi kapak gibi kategorilerde tam 14 kere aldı. Çoğumuzun takip etmese bile adını duymuş olduğu One Upon A Time dizisinin esin kaynağı da bu çizgi roman serisi. Dizinin yaratıcıları, Fables’ı okuyup etkilendiklerini ancak Once Upon A Time’ın farklı bir hikaye anlattığını belirtmişler. Açıkcası, ilk cilde ısınamamamın nedenlerinden biri de Once Upon A Time’ın çakması gibi gelmesiydi biraz. Hemen bu düşüncenin ardından yaptığım kısa bir araştırmanın sonucunda durumun tam tersi olduğunu öğrenmem fikrimi değiştirmeme neden oldu.

Warner Bross’un Masallar’ı sinemaya aktaracağı bilgisi yayınlandı ama bu konuda  henüz bir ilerleme kaydedilmedi. Imdb’de hala “in development” durumunda görünüyor.

Seriden çıkan bir çok spin off oldu : 1001 Nights of Snowfall, Cinderalla, Jack of Fables, Fairest, The Literals gibi. Acaba Arka Bahçe onları da yayınlamayı planlıyor mu? Hele bir orjinal seriyi tamamlayalım da gerisi de sonra gelir elbet.

Yazar ve Çizerler hakkında

Serinin yaratıcısı Bill Willingham. Daha önce 1980’lerin süper kahraman çizgi roman serisi Elementals’ın yazarlığını yapmış. Ayrıca 2000’lerde X-Men Unlimited, Batman – Legends of Darknight, Sandman gibi DC ve Marvel’in önemli çizgiromanlarına katkıda bulunmuş.

İlk cildin çizeri The Punisher’ın da çizerliğini yapmış olan Lan Medina. İkinci ciltten itibaren çizerliği Mark Buckingham devralmış. Kendisi Neil Gaimon’ın yazarlığını yaptığı birçok serinin çizerliğini yapmış Sandman, Miracleman gibi. Hatta samimiyetlerinden dolayı Neil Gaimon düğününde kendisinin sağdıcı olmuş 🙂

Bence serinin grafikleri gayet başarılı. Masal dünyası rengarenk ve canlı resmedilmiş. Tabii, serinin büyükler için olduğunu belirtmek de gerek. Bol kanlı ve yer yer iğrenç kareler mevcut.

Arka Bahçe’nin yayınladığı sayıların konuları

1. Sayı : Efsaneler Sürgünde

İlk sayı Efsaneler Sürgünde, masal kahramanların anadiyarlarında çıkan savaştan kaçarak bizim, yani onların deyişiyle “sıradan”ların dünyasına gelişini geriye dönüşlerle aktarıyor. Onlarla, yani Masallar’la (kendilerine de Masal diyorlar) tanışmamız aslında onların dünyamıza gelişlerinden asırlar sonraki bir zamana denk geliyor. Masallar’ın çoğu Woodland denilen binanın dairelerinde yaşarlarken, bazıları şehirde diğer insanların arasına karışmış durumdalar, insanların arasına karışamayacak görünüşte olanlar ise şehir dışındaki çiflikte kalıyorlar. Sürgüne çıkış nedenlerini bazı geri dönüşlerle, Masalların kendi aralarındaki konuşmalarının satır aralarından ve en sondaki 3 sayfalık anlatımdan yüzeysel olarak öğreniyoruz. Pamuk prenses, Masalkent olarak adlandırılan bu oluşumun belediye başkan yardımcısı ama başkan Kral Cole çok aktif olarak işlere karışmadığı için Masalkent’in en yetkili kişisi Pamuk Prenses. Hain Kurt (Big Bad Wolf), kendine Bigby diyor, insan suretinde ve Masalkent’in güvenliğinden sorumlu. Kendisi Masalkent’in şerifi. İlk sayıdan itibaren karakterler bizi şaşırtmaya başlıyor: disiplinli, çalışkan ve soğuk bir pamuk prenses ve güvenlik görevi atanabilecek kadar güvenilen hain kurt. Ana konu, Pamuk Prensesin kardeşi kaybolması ile ilgili. Gül Kırmızı ortadan kayboluyor ve evinde büyük miktarda kan bulunuyor. Bigby, soruşturmayı yönetiyor, Gül Kırmızı nerede, ölü mü, kaçırıldı mı duvarda yazan mesajın anlamı ne?

2. Sayı : Hayvan Çiftliği

Hayvan Çiftliği, George Orwell’in eserinden esinlenilerek hazırlanmış belli, ki ancak hikayenin akışına da cuk oturuyor. Çiftliği denetlemeye giden Pamuk Prenses, orda tuhaf olayların döndüğünü farkediyor. Ancak şehirle iletişimi kesiliyor ve yardım alamıyor, bu sırada domuzların öncülüğündeki isyan resmi olarak başlıyor. Çiftliğin yöneticisi Weyland Smith, ortadan kaybolmuş durumda. Şirin kız ve 3 ayı masalındaki Goldilocks ve ayılarla, kurdun üfleyerek evlerini yıktığı domuzcuklarla bu sayıda tanışıyoruz ve çiftliği de daha yakından tanıma fırsatı buluyoruz. Aslında bir bakıma çiftlikte yaşayanlara hak vermemek elde değil, insan görünümünde olanlar tüm dünyada dolaşma ve istediklerini yapma lüksüne sahipken çiflik sakinlerinin çiftlik sınırlarından çıkması mümkün değil. Asırlardır bir hapishanede yaşıyorlar. Çiftliğin isyanının anlatıldığı bu bölüm benim en çok sıkıldığım bölüm oldu açıkcası.

3. Sayı : Masal Aşkı

İlk iki kitapta, konular birbirini takip eden kronolojide olmasına rağmen sadece tek bir hikaye anlatılıyordu: Gül Kırmızı Cinayeti ve Çiftlik İsyanı. Üçüncü kitap ise üç farklı hikayenin derlemesinden oluşuyor. Tabii hepsi ana hikayeye hizmet ediyor. Sayıya adını veren Masal Aşkı aslında üçüncü hikaye. İlk hikayede düzenbaz Jack’in (fasülye sırığına tırmanması ve devlerle dövüşmesi ile de tanınan) anadiyarlarda geçen bir macerası anlatılıyor. İkincisinde, Masalların vampir olduğunu düşünen ve insanlara bu sırrı açıklamakla onları tehdit eden gazeteciye karşı yürütülen bir operasyon konu ediliyor. Bigby, Uyuyan Güzel ve Yakışıklı Prens bu maceranın kahramanları arasında. Üçüncü hikaye ise Bigby ve Pamuk Prensese karşı yapılan komplo ve bu komplonun arkasındaki hain Masal’ın ortaya çıkması ile ilgili.

4. Sayı : Tahta Askerler Marşı

En beğendiğim ve en heyecanlı şekilde okuduğum bölüm bu oldu. Aksiyon hiç dinmedi. Şimdiye kadar aşina olduğumuz, karakterlerini tanıdığımız dünyada kıyamet resmi olarak bu sayıda koptu diyebiliriz. Anadiyarlarda yaptıklarıyla yetinmeyen kötüler, bu ciltte sıradan dünyaya gelmenin yolunu bulup Masallara ulaşıyor, bununla da kalmayıp savaşı başlatıyorlar. Baş kötünün kimliği hakkında da ilginç bir ip ucu alıyoruz.

Takip etmeye değer bir seri olduğunu düşünüyorum. 4. Ciltle de beni kendine tamamen bağladı. Tarzı sevenlere tavsiye ederim.

Kaynaklar: www.wikipedia.org

Resimler : Gallery comics

Etiket: , , , , ,


Yazar Hakkında

1979 doğumlu. Evli. Yeni anne. Elektrik – Elektronik Mühendisi ve Telekomünikasyon sektöründe çalışıyor. Küçük yaşlardan itibaren bilim – kurgu, fantastik kurgu tarzlarındaki eserleri okumayı, izlemeyi, hakkında tartışıp paylaşımda bulunmayı seviyor.

İletişim : yigityasemin1789@gmail.com



Başa Dön ↑