Kitap

Tarih: | Yazar: Seçil Çetinkaya

0

Ruhkurtaran | Kubilayhan Yalçın

Kubilayhan Yalçın’ın ikinci kitabı Ruhkurtaran bu sene raflarda yerini aldı. İlki 2013 yılında yayınlanan 2453:Alınyazıcı‘nın devamı Ruhkurtaran 3 bölümden oluşuyor ve ilk kitaptaki karakterlerin devam hikayesini anlatıyor. İlk hikaye, kitaba da adını veren Ruhkurtaran zaman yolcusu Binbaşı Fatih Mehmet Alan’ı konu alarak devam ediyor. İkinci hikaye adını ana kahramandan alan Anarko. İlk kitapta yer almayan Anarko oldukça ilgi çekici bir karakter. Üçüncü hikaye Lunatik, kurtadam Demiralp’in hikayesine kaldığı yerden devam ediyor.

Ruhkurtaran

Zaman yolcuları nevrotik ve anarşisttirler. Takvimlerde bir salyangoz gibi iz bırakır ve burunlarını soktukları her dönemi alt üst ederek yollarına devam ederler.

Alınyazıcı da olduğu gibi en kapsamlı hikaye yine bu olmuş. Bazı yerlerde bana Douglas Adams’ın Otostopçu’nun Galaksi Rehberi kitabını hatırlattı. Seriyi okuduysanız Evrenin Sonundaki Restoran kitabında yer alan Golgafrincham’lıları hatırlarsınız belki. (spoiler vermemek adına benzetmeyi açıklamak istemedim)

Hikaye Binbaşı’nın yakın arkadaşının ağzından anlatılıyor. Okurken not almamışım ve geriye dönüp kitabın sayfalarını karıştırdığımda da adını bulamadım. Bu yüzden isimsiz anlatıcı diye hitap edebiliriz kendisine. İsimsiz anlatıcı hikayenin bir bölümünde , Saint Germain Kontu’nun yani nam-ı diğer Ruhkurtaran’ın müritlerin birisi olarak da olaya dahil oluyor.

Hikayenin baş kahramanı hala Fatih Mehmet Alan gibi görünse de bu kez Saint Germain Kontu ile daha fazla haşır neşir oluyor kendisini yakından tanıyoruz. Binbaşı’nın hikayesi ise burada bitmiyor gibi. Önceki kitapta 2453 yılına ait anlatımlar da vardı ancak bu kitapta hikaye geçmiş ve günümüz üzerinde ilerliyor diyebiliriz. İstanbul’un akıbeti hala merak uyandırıyor ve kendi adıma hikaye tam çözümlenmeden bitmiş gibi hissettim.

En beğendiğim kısım Saint Germain Kontu’nun, Umberto Eco ve Slavoj Žižek ile Julian Assange’ın World Tommorow programına konuk olmasıydı 🙂 Yazarlığın güzel yanı bu olsa gerek. Hayal gücünü gerçek hayatla birleştirip hiç bir araya gelmemiş ya da gelmeyecek kişileri olmadık zamanlarda kurgulayıp kaleme dökebilmek ne güzel şey.

Anarko

Nam-ı diğer Anarko, bir epifiz avcısıydı. Hani Descartes’in insan ruhunun oturduğu yer dediği, beynimizdeki o kozalaksı bezin avcısı!

Anarko’nun hüzünlü hikayesini bir mason tarikatı üyesi olan İsmail Hakkı’nın mektup satırlarından öğreniyoruz. İlk kitapta olduğu gibi gerçek hayat ve tarihten karakterler olmasının yanında bu kitapta yazarın hayal gücü ve yoktan var edilen karakterler daha ağır basmış. Anarko’nun üvey babası Kamus Bin Tammuz da bunlardan biri. Kendisine Magus Incognito (Bilinmeyen Sihirbaz) da denen bu karanlık karakter kabuslarınıza girecek cinsten. Gülhaçlıların Gizli Doktrini’ni Magus Incognito takma adı ile yazan William Walker Atkinson bu karakteri araştırırsanız karşınıza çıkabilecek isimlerden birisi. Okült biyoloji ile uğraşan Kamus Bin Tammuz evlatlığı Anarko’yu da epifiz avcısı olarak yetiştiriyor. Ancak Anarko beklemediği bir anda aşık olamaması gereken bir kıza aşık oluyor ve hikayesi bu yönde gelişiyor.

Lunatik

Jung’un lafıdır: Günümüzde yaşayan nevrotikler başka bir çağda yaşasalardı, nevrotik, yani kendilerine karşı bölünmüş olmazlardı.

İçindeki hayvandan kurtulmak isteyen Demiralp kendisine yeni dostlar ve düşmanlar ediniyor. Demiralp’e kendi tecrübelerini aktaran ve kendisi de bir kurtadam olan Mustafa Ruhi bu hikayedeki önemli karakterlerden biri. Bu kez geçmişe yolculuğu onun anıları üzerinden Haçlı Seferleri’ne doğru yapıyoruz. Demiralp amacına ulaşabilmek için çetrefilli yollardan geçmek zorunda kalıyor. Kitabı Mustafa Ruhi’nin mektubu ile bitirdiğimde Demiralp’in ne düşündüğünü çok merak ettim doğrusu. Binbaşı ile Demiralp’ın yolları kesişecek mi diye düşünüyorum.

Anlatımını yine çok başarılı bulduğum kitap konu ve karakter itibari ile de aynı tatta devam ediyor. Tarih, okültizm, metafizik ve fantazya ilginizi çeken konular ise bu seriyi mutlaka okumalısınız.

Etiket: , , , , ,


Yazar Hakkında

1984 doğumlu. Evli.Tenten’in annesi. Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisi olmasına rağmen çok sevdiği denizi bırakıp yerleşik hayata geçti. 2009’dan beri yazılım sektöründe test mühendisi olarak çalışıyor. Bilim kurguyu, kitapları ve hayvanları çok seviyor.



Başa Dön ↑