Kitap

Tarih: | Yazar: Yasemin Yiğit Kuru

0

Supra Bir Parçacık Sonsuzluk – Taner Güler

Supra yakın bir gelecekte distopik bir atmosferde açılış yapıyor. Lideri olduğu konseyi devrim yapmaya çağıran sarışın güzel Supra ile tanışıyoruz ilk bölümde. Dünya üzerinde sadece tek bir kitabın kaldığı, teknolojinin gerilediği, insanoğlunun kendini yok etmek üzere olduğu karanlık bir yakın gelecek tasvir ediliyor.

Bir sonraki bölümde işlerin başladığı zamana geri dönüyoruz. Şafak doktorasını tamamlamak üzere olan başarılı bir fizikçidir. Yıllar önce yurtdışında katıldığı bir konferansta tanıştığı ve yakın arkadaşlık ettiği Nikos’un da yardımıyla zamanda yolculuk üzerine bir teori geliştirmiştir. Ancak teorisini gerçeğe dönüştürecek bir aracın olmaması nedeniyle hayallerini rafa kaldırmış, bu sebeple Nikos’la ilişkisi de bozulmuş ve normal hayata geri dönmüş bir haldeyken tanışırız kendisiyle. Yıllar sonra Nikos’tan gelen telefonla normal hayatı altüst olur, o hafta gireceği doktora sınavını, çok sevdiği annesini ve arkadaşlarını arkasında bırakarak Yunanistan’a gider.

Zamanda yolculuk yapmasına olanak sağlayacak kapsül ve ileride bir süper kahramana dönüşmesine yardımcı olacak GASK adı verilen bir çeşit ikinci deri onu beklemektedir. Yunanistan’ın bir adasında başlayan zaman yolculuğu macerası sonucunda kendini ummadığı başka bir yerde bulur ve burada tarihten umulmadık ve çok sevilen bir bilim adamı da maceraya katılır.  Bu noktada çok şaşırdığımı ve romanın biraz uçuklaştığını düşündüğümü itiraf etmeliyim. Ama bu bölüm öyle güzel bir şekilde bağlanmış ki, hiç korktuğum gibi olmadı. Serinin ana hikayesinde bu karşılaşmanın büyük bir önem taşıdığını da belirtmek gerekiyor.

Arkasında, patlama sonucunda batan bir ada ve kendisini ölü zanneden bir grup insan bırakmıştır. Bu sırada yüzyılı aşkın süredir bu olayın olmasını bekleyen Yukava ailesi haberi alarak harekete geçer, ancak onların görevlerini engellemeye çalışan bir de düşman grup bulunmaktadır. Dünyamızda Japonya, Yunanistan, Türkiye, Amerika’da farklı olaylar gelişirken Şafak  “gizemli” bilim adamıyla birlikte geri dönmek için çabalamaktadır. Birlikte çalışmaları sonucunda dünya ve evren hakkında çok önemli bir gizemi çözerler. Biz de kozmik bir Gulliver serüveninin içerisinde buluruz kendimizi. 🙂

Şafak geri döndüğünde kendini, bıraktığı noktadan 6 yıl ileride bulur. Kapsülü yeniden inşa edip artık vücuduyla tamamen birleşmiş ve kendisiyle iletişim kurabilen GASK’ı ondan ayırarak kötü amaçları için kullanmak isteyen düşmanlarına karşı mücadelesi bu noktada başlar. Şafak’ın bilim insanı kimliğinden bir süper kahramana dönüşümü de başlamış olur aynı zamanda.

Supra 3 kitaplık bir seri olarak planlanmış. Bir parçacık sonsuzluk serinin ilk kitabı ve temmuz 2016’da H2O yayınları tarafından yayınlandı. İlk kitap olaylara giriş ve karakterleri tanıtma amaçlı olmasına rağmen aksiyon ve macera yönünden bir eksiğinin olmadığını söylemek gerek. Açılışta distopik bir dünya ile ağzımıza bir parmak bal çalan ilk kitap kendi içinde tutarlı bir şekilde sonlanan bir macera ile çoğunlukla günümüzde geçiyor. Birinci kitabın hikayesi tatminkar bir şekilde sonlandığı halde bir sonraki kitabı merakla beklemeye neden olacak, serinin ana hikayesine dair birçok nokta hala gizemini koruyor.  Gizemini koruyan noktalardan biri de kehanetin nasıl oluştuğu ve Japon Yukava ailesinin olaylarla bağlantısı. Benim en çok merak ettiğim gizemin bu olduğunu söylemem gerek:  kehanet ve Yukava ailesinin işlevi. Gelecekle geçmişi bağlayan noktada olduklarından olsa gerek. 🙂

İlk kitapta bu kadar dolu dolu ve yoğun bir hikaye anlatıp yine de ikinci kitabı merakla bekletebilmek büyük bir başarı bana kalırsa 🙂  Taner Bey’den ricam ikinci kitabın başına birinci kitaptaki önemli bazı olayları hatırlatan kısa bir özet eklemeleri. Her ne kadar çok sevsek ve merakla beklesek de zamanın unutturucu etkilerine maruz kalmamak pek mümkün değil.

Taner Güler’in daha önce wattpad’de bir hikayesini takip etmiştim. Anlatımı çok sade ve akıcı gelmiş, öykünün içerisinde kolaylıkla girebilmiştim. O yüzden Supra’dan da beklentim yüksekti, nitekim beni yanıltmadı. Etkileyici ve merak uyandırıcı bir başlangıç yapmasının da etkisiyle Supra’yı büyük bir keyifle ve hızlıca okudum. Tatilde ve en sevdiğim mekanda okumamın da etkisi büyüktür tabii ki aldığım keyifte ama her kitabı da Adrasan’a götürmeye cesaret edemiyorum yani. 🙂 Burası biraz büyülü olduğundan mıdır nedir burda okuduğum her şey o “fil yutmuş boa yılanı” dağından daha gerçekçi geliyor bana ve elimdeki kitabı okumuyor adeta yaşıyorum. Ama Supra’nın bana burada ayrı bir süprizi vardı, kadın baş kahraman Şafak hemşehrim çıktı. Henüz başlarda öğrendiğim bu bilgiyle kitaba biraz daha ısındım. Kadın kahramanlara bilimkurguda çok rastlamıyoruz, Supra’da ise kadın kahramanımız hem bir bilim insanı hem de GASK’ın da yardımıyla cesur ve güçlü bir savaşçıya dönüşüyor kitabın sonlarına doğru. GASK benzeri giyilebilen koruyucu üst deriye daha önce okuduğum Levent Caşka’nın Astera Kaşiflerinde de rastlamıştım. Astera ekibi bu giysiyi bir çeşit ameliyatla giyiyor ve darbelere, yaralanmalara karşı dirençli hale geliyorlar ek olarak da nefes almaya, yemek yemeğe veya boşaltıma ihtiyaç duymuyorlardı. İki Türk yazarın benzer bir öğeyi kullanmış olmaları hoş bir tesadüf olarak dikkatimi çekti 🙂

Son olarak, kitabın başkahramanının kadın olması beni mutlu etti ama maalesef Şafakla fazla empati kuramadım. Sanırım bunun nedeni Şafak’ın, seksi kıyafetlerine ve güzelliğine rağmen bana biraz cinsiyetsiz gelmesi. Başlarda vurgulanan bilim insanı kimliğinin ilerleyen bölümlerde yerini dövüşebilen, güçlü bir aksiyon kahramanına bırakması ve teorinin sahibi olmasına rağmen, kullanılan kapsül ve zırhın daha fazla ön plana çıkarak Şafak’ın bu araçların operatörü haline indirgenmesi beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Şafak’ın Supra’ya dönüşüp bir lider konumuna gelerek dünyanın kaderi üzerinde rol oynayacağı sonraki kitaplarda bu durumun değişeceğini düşünüyorum.

Supra, daha önce sıklıkla işlenmiş zamanda yolculuk konusunu farklı bir şekilde ele alıp şaşırtmayı başaran, temposu hiç düşmeden ve akıcı ve yalın anlatımı sayesinde kolaylıkla ve hızlıca okunan çok güzel bir romandı. Yazar’ın ilk romanı olmasına rağmen ben bir ilk roman okuduğum hissine kapılmadım. Devamını merakla ve sabırsızlıkla bekliyorum. 🙂

İyi okumalar,

Etiket: , , ,


Yazar Hakkında

1979 doğumlu. Evli. Yeni anne. Elektrik – Elektronik Mühendisi ve Telekomünikasyon sektöründe çalışıyor. Küçük yaşlardan itibaren bilim – kurgu, fantastik kurgu tarzlarındaki eserleri okumayı, izlemeyi, hakkında tartışıp paylaşımda bulunmayı seviyor.

İletişim : yigityasemin1789@gmail.com



Başa Dön ↑