Film

Tarih: | Yazar: Yasemin Yiğit Kuru

11

Yerçekimi (Gravity)

Yerçekimi hakkında o kadar çok konuşuldu ve yazıldı çizildi ki. Bu konuda benim ekleyebileceğim ekstra bir şey kalmadı. Herkes gibi filme ben de bayıldım.

Uzun süredir beklememe tam anlamıyla değdiğini söyleyebilirim.

Daha aylar öncesinden yarattığı sansasyonu, 8,6’lık imdb puanını kesinlikle hak ediyordu.

Konusu her yerde anlatıldığı için çok kısaca özetlemek istiyorum. Hubble Teleskobunu tamir etmekte olan astronotlar, gerçekleşen büyük bir patlama ile mekiklerinin hasar görmesi sonucunda, uzayda mahsur kalırlar, dünyayla iletişimleri kesilmiştir. Eve dönmek için uzayla büyük bir mücadele vermeleri gerekmektedir.

Sandra Bullock’un bir ara “I hate space”(Uzaydan nefret ediyorum) diye bağırması beni en etkileyen sahnelerden biriydi. Uzayla ilgili her şeye bayılmama rağmen yerinde olsam sanırım ben de aynı tepkiyi verirdim. Sanırım mı? Kesin! 🙂

Konusu, konunun işleyişi gereği bu filmin bilim kurgudan ziyade, uzayda geçen gerçekçi bir drama/macera filmi olduğunu söyleyebilirim. Yerçekimsiz ortamda astronotların hareketleri, uzayda uçan enkaz parçaları, uzaydan dünyanın görünümü öyle gerçekçiydi ki filmin uzayda çekilmiş olduğuna bahse girebilirsiniz filmi izlerken 🙂

3 boyutun kullanımı ile patlama sahnelerinde kopan parçalar beni yerimden defalarca zıplattı. Okuduklarıma göre bu gerçekçiliğin yaratılması için 6 yıllık bir ar-ge çalışması yapılmış ve film planlanandan oldukça geç çekilmiş. Filmin konusu bilim kurgu değil desem de çekimi tam bir bilim kurgu 🙂

Ayrıca seslerin kullanımı da çok başarılıydı. Bu konuda uzman olmasam da, büyük bir sessizliğin ardından sesin birden geri gelmesi, sonra tekrar kesilmesi – yani sesin olduğu kadar sessizliğin kullanımı, heyecanlı sahnelerdeki müzikler ve uzaktan usul usul duyulan sonra yavaş yavaş yükselen Kowalski’nin radyoda dinlediği şarkılar beni oldukça etkiledi.

Yanımızda “uzay filmi mi, of çok sıkıcı, ben başka bir filme bakayım” diyen arkadaşı ise iyi ki zorlamışız. Film boyunca verdiği şaşkınlık nidaları ve  sonrasında tam 2  gün boyunca filmin etkisinden çıkamayıp herkese önermesi ile ısrarımızda haklı çıktığımızı bize kanıtladı. Filmden büyük beklentileri olan bizler zaten çok beğenmişken, hiç beklentisi olmayanların yaşadığı şaşkınlığa (özellikle de bir uzay filmini beğenmiş olmalarının şaşkınlığı 🙂 ) şahit olmak çok güzeldi.

Etiket:


Yazar Hakkında

1979 doğumlu. Evli. Yeni anne. Elektrik - Elektronik Mühendisi ve Telekomünikasyon sektöründe çalışıyor. Küçük yaşlardan itibaren bilim - kurgu, fantastik kurgu tarzlarındaki eserleri okumayı, izlemeyi, hakkında tartışıp paylaşımda bulunmayı seviyor. İletişim : yigityasemin1789@gmail.com



  • Okan Akıncı

    Bu yıl beklediğim ve üzerine yorumlarda bulunmayı düşündüğüm pek çok bilimkurgu filmini kaçırdım. Neyse ki siz varsınız da bu filmleri ele alıyorsunuz. Gravity’i henüz izlemedim. Ama bu yazı merakımı birkaç katına çıkardı.

  • kaprikkka

    Güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim Okan. Bilim kurgu / fantastik kurgu alanında eserleri olan bir yazar tarafından takip edilmek çok güzel 🙂
    Bu filmi kaçırmamanızı öneririm, vizyonda uzun süre kalacağından da eminim, bir şekilde vakit yaratıp gidin mutlaka, sizin yorumunuzu da okumak isterim. Sevgiler.

    • Okan Akıncı

      Teşekkür ederim. Benim henüz o kadar ciddi bir eserim yok. Bilimkurgu alanındaki bilgilerim aslında son derece güdük. Gravity’i bu hafta kesinlikle izleyeceğim.

    • kaprikkka

      Hiç Bitmeyen Yolculuk öyküsü bana pek öyle düşündürtmedi ama 🙂

  • Seçil Çetinkaya

    Dün filmi izledim sonunda:) Harikaydı. Sürekli gerilim ve heyecan var. Sandra Bullock çok iyi bir seçim olmuş bence. CNBC dergisinde bu rol için Angelina Jolie ve Natalie Portman gibi isimlerin de düşünüldüğünü okumuştum. Ryan karakteri kesinlikle yaşadıklarını hissettiriyor seyirciye.

    • kaprikkka

      Beğeneceğini tahmin ediyordum zaten 🙂 Şu eleştirileri okudum bugün, bazılarına da katılmadan edemedim :
      http://filucusu.blogspot.com/2013/10/yeralt-uzayda-bir-copluk-var.html

    • Seçil Çetinkaya

      Kesinlikle Yekta Kopan’ın takıldığı tüm ayrıntalara ben de takıldım. Özellikle tıp doktorunun uzay görevinde olması ve elektronik kartlarla uğraşmasına bir türlü anlam veremedim. Ryan’ın projesini anlamadım 🙂

      Ama eleştirinin altına yorum yapan Kuntay Alpman’a katılıyorum. Bence filmin vermek istediği mesaj bambaşkaydı. Yaşama amacı kalmayan bir insanın hayatta kalma mücadelesi beni çok etkiledi. Ryan bir gün öleceğini biliyor ama o anda o boşlukta kimsesiz ölmek istemiyor.

  • Okan Akıncı

    Bir inceleme de şu adreste yapılmış. Herkesin bakış açısı farklı tabii. http://www.hayaliicraat.com/2013/10/31/gravity-yercekimi-2013/

    • kaprikkka

      Eleştirilerin çoğuna katılıyorum ama bunlar bana izlerken aldığım keyfi unutturmuyor 🙂

  • Sedat

    Yazınızı çok beğendim. Perdeden yansıyan ışığın içinizde uyandırdığı hisleri ve size düşündürdüklerini, yaşattığı coşkuyu çok güzel anlatmışsınız, filmin izleyici üzerindeki etkisini birebir izah etmişsiniz. tespitlerinizin tümüne de katılıyorum.

    Ryan karakterinin uzay görevindeki yeri vb. ince hususlar eleştiriye açık, ama film bence iki büyük noktadan hedefi vurmuş görünüyor. öncelikle, uzay yolculuğunu tamamen günümüz teknolojisi ile, bilinen hali ve içten bir bakışla ele alışı filmi uzay ve roket bilimi üzerine adeta bir belgesel haline getirmiş. uzay yolculuğunun tekniği ve riskleri üzerine gayet gerçekçi hatta eğitici olduğunu düşünüyorum. Bunun dışında, filmin görselliği inanılmaz. özel efektlerin kullanımı harika ama bu efektlerin böylesine yerinde ve akıllıca kullanılması ayrı bir takdir konusu.

    Bence filmin yorumlarda fazla değinilmeyen, insanın acizliğini, toprağa ve kısıtlı yaşam alanlarına bağlılığını, havaya ve suya bağlılığını, yani acizliğini anlatan bir yanı var. Ryan’ın eli ayağı sert zeminden kesilince, boşlukta ve karanlıkta duyduğu korkuyu, uzay istasyonuna girince hava bölmesinde cenin pozisyonunda süzülüşünü (göbek bağı bile vardı) sonra suya inişin ardından önce sürünüp sudan çıkışı, sonra güçlükle, acemice ilk adımlarını atması (yeni doğmuş bebek gibi) çok derin, çok etkileyici sahnelerdi.

    • Yasemin Yiğit Kuru

      Yorumunuz ve görüşlerinizle yazıyı tamamlayıp zenginleştirdiğiniz için teşekkür ederim 🙂

Başa Dön ↑

SSCP   CAS-002   9L0-066   350-050   642-999   220-801   74-678   642-732   400-051   ICGB   c2010-652   70-413   101-400   220-902   350-080   210-260   70-246   1Z0-144   3002   AWS-SYSOPS   70-347   PEGACPBA71V1   220-901   70-534   LX0-104   070-461   HP0-S42   1Z0-061   000-105   70-486   70-177   N10-006   500-260   640-692   70-980   CISM   VCP550   70-532   200-101   000-080   PR000041   2V0-621   70-411   352-001   70-480   70-461   ICBB   000-089   70-410   350-029   1Z0-060   2V0-620   210-065   70-463   70-483   CRISC   MB6-703   1z0-808   220-802   ITILFND   1Z0-804   LX0-103   MB2-704   210-060   101   200-310   640-911   200-120   EX300   300-209   1Z0-803   350-001   400-201   9L0-012   70-488   JN0-102   640-916   70-270   100-101   MB5-705   JK0-022   350-060   300-320   1z0-434   350-018   400-101   350-030   000-106   ADM-201   300-135   300-208   EX200   PMP   NSE4   1Z0-051   c2010-657   C_TFIN52_66   300-115   70-417   9A0-385   70-243   300-075   70-487   NS0-157   MB2-707   70-533   CAP   OG0-093   M70-101   300-070   102-400   JN0-360   SY0-401   000-017   300-206   CCA-500   70-412   2V0-621D   70-178   810-403   70-462   OG0-091   1V0-601   200-355   000-104   700-501   70-346   CISSP   300-101   1Y0-201   200-125  , 200-125  , 100-105  , 100-105  , 400-201   SY0-401   70-533   400-101   CRISC   70-534  , NSE4   101   PMP   9L0-012   220-801   1z0-808   PMP  , AWS-SYSOPS   70-463   JN0-102  , 101   102-400   350-029   300-320   101-400   200-125  , 70-346   000-017  , 300-115   74-678   700-501   70-461   1z0-434   400-101   70-417   300-135   70-177   70-461   70-346   70-410  , c2010-652   300-101  , 9L0-012   70-347   70-347