Kitap 2453: Alınyazıcı - Kubilayhan Yalçın

Tarih: | Yazar: Seçil Çetinkaya

3

2453: Alınyazıcı – Kubilayhan Yalçın

Kubilayhan Yalçın’ın ilk ve tek kitabı 2453: Alınyazıcı Mavi Kalem yayınevinden geçen sene çıkmış. Kitap toplamda üç ana başlık altında bilim kurgu ve fantastik hikayeler içeriyor. İlk ana başlık kitaba adını veren 2453. Bu hikayede İstanbul ile ilgili kehanetler ve zaman yolculuğu işlenmiş. İkinci ana başlık olan Lunatik’te kurtadam olduğunu yeni keşfeden bir adamın başından geçenler konu edilmiş. Üçüncü ana başlık altındaki üç hikaye ise zaman yolcusu ve kurt adam hikayeleri ile ilişkilendirilen ve oradaki karakterleri içeren şekilde yazılmış. En son ana başlıkta ise yazar hikayelerde kullandığı kurguların açıklamasını yapmış kısaca. Hikayelerdeki tarihi karakterler ve bölüm başlarında verilen alıntılar okuyucuda merak uyandırıyor.

2453

Binbaşı Fatih Mehmet Alan hikayenin baş kahramanı diyebiliriz. Kendisi bir zaman yolcusu olarak 2453 yılına gönderiliyor. Amaç gelecekten alınacak bilgi ile İstanbul’u karanlık bir gelecekten kurtarmak. Hikayede esas alınan şehir İstanbul fakat Türkiye’nin diğer şehirlerinin geleceği gizemli tutulup bilgi verilmiyor. Olası bir devam romanında bu gizemin çözülmesi söz konusu olabilirdi. Baş kahramanın zaman yolculuğu yaptığı araç ve kendilerini zaman operatörleri olarak adlandıran kişiler de hikayenin kapsamında detaylıca anlatılıyor. Zaman Operatörleri tanımı bana Fringe dizisindeki Gözlemcileri ve Dr.Who’ yu anımsatmıştı. Zaman yolcuğunu bir sanat olarak gören Zaman Operatörleri hikayenin en can alıcı karakterlerinden. Bunlardan en çok üzerinde durulan kişi de Saint Germain Kontu. Zaman Operatörlerine göre zaman yolculuğu bir nevi sanat. Kendisi de müzisyen olan yazar zaman yolcuğunu notalar ve müzikle bağdaştırarak anlatmış.

istanbul

Lunatik

Bu hikayenin baş kahramanı da bir kurtadam olduğunu henüz öğrenmiş olan Demiralp. Anlam veremediği dönüşümler ve hafıza kaybına bir de onu kendi taraflarına çekmeye çalışan vampirler eklenince baş kahramanın işi iyice zorlaşıyor. Tarihe merakım yoktur. Okul yıllarında dayatılan tarih dersleri savaş tarihlerini ezberlemekten ibaret olduğundan özellikle Osmanlı tarihini hiç sevmem. Vampir ve kurt adam hikayelerini çok sıkıcı bulurum. Son yıllarda çıkan Hollywood film ve dizilerinin de bunda etkisi büyük. Fakat bu hikaye Osmanlı ve Kurtuluş Savaşı tarihinden parçaları kurt adam/vampir hikayeleri ile öyle bir ustalıkla birleştirmiş ki karşı koyamadım. Tarihimize biraz fantazya katmanın bence sakıncası yok. Seyfettin Efendi çizgi romanının ön sözünü anımsadım bu kitabı okurken. Ne de güzel oluyormuş tarihle fantazya iç içe geçince. Çanakkale savaşında Atatürk‘ün konuştuğu gönüllü bir askerin bir kan emici olması çok iyiydi mesela. Bu arada tanışırlar mı bilmem ama Devrim Kunter ile Kubilayhan Yalçın ortaya güzel bir Seyfettin Efendi macerası çıkarabilirlerdi diye düşünüyorum.

kurtadam

Her biri birbirinden şahane olan hikayelerin bir sona bağlanmadan bitirilmiş olması çok yazık. Hem 2453 hem de Lunatik hikayelerini kendi başlarına birer roman olarak görmek isterdim doğrusu. Böyle bitmemiş hikayeleri okuyunca kendi kendime devamı nasıl olurdu diye düşünüp hayal kurarım. Şu karaktere ne olacak acaba, ya ötekisi, onun yolu beriki ile keşişecek mi diye düşünmekten kendimi alıkoyamam. Belki okurda bu etkiyi bırakmak için yarım bırakılıyor bazı hikayeler.

2453

Okumaya başlamadan önce yazarla ilgili kısa bir internet araştırması yaptım fakat çok fazla bilgiye ulaşamadım. Esasen müzisyen olan yazar Bursa doğumlu. Yazarın betimlemelerinin çok güçlü olduğunu belirtmek gerek. O kadar içten ve detaylı anlatılmış ki kendinizi karakterlerin yerine koyabiliyor onların bulunduğu ortamlarda hayal edebiliyorsunuz. Her hikayede zamanın gereklerine uygun şekilde anlatım dilini ve karakterlerin konuşma tarzlarını değiştirmiş olması da dikkatimi çekti. Hem hayal gücü hem de yazım tarzı açısından çok başarılı bulduğum yazarın devam eden çalışmalarını bilim kurgu ve fantazya dünyasında görebiliriz umarım.

Kitaptan bir alıntı ile çekileyim. Keyifli okumalar…

169. sayfada vampirlerin efendisi Ekselans’ın eski dostu Pangloss’la sohbetinden:

Bilirsin doğa sırlarla dolu mühürlü bir kutudur; bu kapalı kutunun anahtarları da bilim ve dine verilmiştir. Tanrı, en büyük gizem taşıyıcısıdır. O yüzden kendini de saklar. Senin ona yükselmeni bekler. Bundan ilahi bir zevk duyar. Ama evrenin ilk sırrını kimseye açmaz. Çünkü o açıldığında evren diye bir şey kalmaz.

Etiket: , , , , , ,


Yazar Hakkında

1984 doğumlu. Evli.Tenten'in annesi. Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisi olmasına rağmen çok sevdiği denizi bırakıp yerleşik hayata geçti. 2009'dan beri yazılım sektöründe test mühendisi olarak çalışıyor. Bilim kurguyu, kitapları ve hayvanları çok seviyor.