Sandman Overture

30 Yıl Sonra Sandman – Overture (1/3)

Başlarken

Sandman adını duymuş olabilirsiniz, duymadıysanız da bu yazıyı okumakla vakit kaybetmeyin, ilk cildi Prelüdler & Noktürnler’i (ya da eskiden bilindiği adıyla Düş Müziği) okumak çok daha doğru bir hareket olacaktır. Merak etmeyin, bu yazı döndüğünüzde sizi bekliyor olacak. (Ancak ufak bir not: bu yazı Prelüdler & Noktürnler değil, başlığın da belirttiği üzere Overture hakkında olacak.)

Tamam, böylece yabancıları daha eğlenceli işlere yönlendirip biz Morpheus’la tanışıklar olarak baş başa kaldıysak işe başlayabiliriz. Ne de olsa kimsenin keyfini bu yazıda şüphesiz yer alacak keyifbozanlarla kaçırmak istemem. Bu yazı da serinin giriş noktası olacağı için biraz hafızamızı tazelemek, biraz birbirimizle tanışmak, son olarak da uzun bir sürede yavaş yavaş pişecek bir projenin ilk adımını atmakla geçecek.The Sandman, DC Comics tarafından 1989 yılında yayınlanmaya başlamış 75 sayı ve 7 yıllık bir çizgi roman serisi, aklımı kurcalayan “olgun çizgi romanlar” meselesi için önemli bir adımdı. Öylesine önemli bir adım ki bitişinden beri geçen 23 senede binbir farklı biçimde tekrar basıldı, buna bu sene çıkan “30. Yıl Baskısı” da dahil. Bu arada yazarı Neil Gaiman’a da kendi alanında şöhret kapılarını ardına kadar açtı, “çizgi roman”dan “grafik roman” (aslen comic ve graphic novel) yazarlığına terfi ettirdi. Eğer izlemeyi okumaya tercih ediyorsak dahi Amerikan Tanrıları, Coraline, Yıldız Tozu, belki meraklıysak Yokyer (Neverwhere) veya gösterime girenleri takip ediyorsak İyi Alametler (Good Omens) dizi ve filmlerini duymuşuzdur. Evet, hepsi Sandman büyük-kardeşin omuzlarında duruyor. Bu seri de (araştırmalarıma göre) 2000 yılında Türkçe’ye kazandırılmış olup o zamandan beri çeşitli yayınevlerinde varlığını sürdürüyor. Okuyucumuzun Sandman sevgisi yayınevlerinden daha uzun ömürlüymüş demek ki.

Künyeyi bir kenara bırakıp içeriğe geçersek, Sandman standart çizgi roman formülünü tersine çevirip insanlar hakkında tanrısal hikayeleri değil, tanrılar hakkında insani hikayeleri odağına koyuyordu. Uykuyla uyanıklık arasındaki varlığı kendine sahne edinen bu seri, dönüp dolaşıp pek de iyi anlaşamayan bir ailenin hayattaki zorlukları işleyip buna bağlı olarak değişmesinin hikayesiydi. Ailenin Kader, Ölüm, Rüya, Yıkım, Arzu, Keder ve Hezeyan’ın vücut bulmuş varlıklarından oluşması ufak bir detay. Bu sırada okuyucuya ufak bir isim hatırlatması yapmak isterim: yazılarımda serinin ana karakterini Dream, Rüya, Morpheus veya Daniel isimleriyle ya da Rüyalar Lordu, Hikayelerin Prensi ve benzeri sıfatlarıyla anabilirim, kafanız karışmasın. Ailenin diğer fertleri de Destiny, Death, Destruction, Desire, Despair, Delirium olarak karşımıza çıkabilir. Şaşılacak bir şey yok, rüyaların, kederlerin ve kaderlerin kişiden kişiye değiştiğini zaten hepimiz biliyoruz.

Bu yazı dizisine bir yolculuk olarak bakabilirsiniz: Sandman’i ilk okumamın üzerine neredeyse bir ömür geçti. Patrick Rothfuss vesilesiyle 30. Yıl Baskıları’nı duyunca anıları tazelemek, bu geçen yılların ardından değişen benin bugün nasıl okuyacağını görmek, seriyi layığınca bitirmek ve belki de başlamak için iyi bir bahane olacağını hissettim. Evet, başlamak: Gaiman, 2013’te bir kısa seri yayınladı, bu 6 sayılık uvertür bize Morpheus’un Sandman #1’de esir alınabilecek kadar zayıf düşmesine yol açan mücadeleyi anlatıyor… ya da, bunu anlattığını söylemek de mümkün. Bu yazının esas konusu da bu kısa seri olacak.

Daha fazla ilerlemeden, üzerine basa basa dürüst olmalıyım: Ben Sandman’i daha önce okudum, sizin de okuduğunuzu varsayıyorum. Bu her şeyi bildiğim anlamına gelmiyor, sadece kimi şeyleri hatırlıyorum. Elimde bir his yığını var, Morpheus’un kıvrım kıvrım siyah konuşma balonunu hatırlıyorum, kayıp aşklarını, oğlunu ve ölümünü. Daniel’ı hatırlıyorum, ama onu tanımıyorum. Sandman benim için eski bir düş, hikayeler üzerine bir düşünüş, şiir yazmak için bir fırsat ve tanrılar ve insanlar üzerine düşünmek için. Eğer siz de hislerimden bilgiye geçişime tanık olmak isterseniz, başlayalım.

Yazının devamı yakında…

Etiket: ,


Yazar Hakkında

Huysuz, matematikçi. Hayatın bir dümeni olduğunu fark ettiğinden beri onu "daha iyi”ye kırmaya uğraşıyor; bu sırada da iyi bir hikaye ve iyi bir argüman bulmak için mecazi dere ve tepeleri katediyor.