Kitap Artemis - Andy Weir

Tarih: | Yazar: Sevil Yılmaz

0

Artemis – Andy Weir | Ay’da bir şehir kursanız nasıl görünürdü?

Andy Weir’in çok satan Goodreads okur ödüllü Marslı kitabındaki kolay yılmayan, karamsarlığa kapılmayan, her şeye çözüm odaklı bakan, teknik detayları okurların da anlayacağı şekilde vermekten çekinmeyen karakteri Mark Watney’i özlediniz mi? Onun bir benzeri Artemis’te: Jasmine, çoğunluğun bildiği adıyla Jazz.

Andy Weir’in ikinci romanı Artemis, yine Goodreads okurları tarafından 2017’nin En İyi Bilim Kurgu Romanı seçildiğini duyunca hemen kitapçıları kontrol ettim. Henüz Türkçeye çevrilmediğini görünce biraz canım sıkılsa da çok merak ettiğim için orijinalini aldım. Neyse ki, İthaki Yayınları yılın ilk aylarında kitabın Türkçesinin raflarda olacağını duyurdu. Okurlar bu kadar sevdiğine göre yine Marslı tadında, bol detaylı ama can sıkmayan bir kitap daha okuyacağımı düşündüm. Haklı da çıktım, ama beklediğim kadar değil. Yazının devamında bundan bahsedeceğim, ama önce konuyu inceleyelim.

Kitabın Konusu

Jazz, oldukça zeki, yirmili yaşlarında, daha fazla para kazanıp kendi küçük evinden ayrılıp lüks bir hayat kurmayı hayal eden Arap kökenli bir kızdır. Dünya’da doğmuş ama altı yaşında babasıyla birlikte Ay’ın öncülerinden olup orada kurulan ilk ve tek şehir Artemis’e taşınmıştır. Çok zeki olduğu için çevresindekiler kendisinden sürekli büyük beklentiler içerisine girer ve küçüklüğünden beri bunu sürekli vurgularlar. Tüm bu baskılar onun canını sıkar ve sorunlu bir ergenlik geçirmesine, en sonunda da tüm beklentileri boşa çıkararak, hamal olarak hayatına devam etmesine yol açar. Ergenlik döneminde babasının başına da büyük sorunlar açtığından artık onunla da iyi anlaşamaz.

Eğer yüklü bir para ile turist olarak tatile gelmiyorsan, Artemis’te yaşamak o kadar da kolay değildir. Tahmin edileceği üzere hamallık her ne kadar Ay’da da olsa yine para getirmeyen bir iştir. Bu yüzden EVA (araç dışı aktivite) ustalığı testine girer. Eğer bu lisansı alabilirse Ay’e gelen zengin turistleri gezdirebilecek, hedeflediği 416.922 slug‘a (Artemis para birimi) ulaşabilecektir. Ama ihmalkarlığı yüzünden testten kalır. Artık bu paraya ulaşabilmesi için sonsuza kadar çalışması gerekecektir. Aslında sonsuz değil de hamallığa ek olarak Dünya’daki mektup arkadaşı Kelvin ile yaptığı gümrük kaçakçılığından kazandığı ile birlikte 85.000 ay boyunca çalışması gerekir. Ta ki müşterilerinden biri ona çok yüksek bir teklif yapana kadar.

Artemis - Apollo 11 Ziyaretçi Merkezi | Kaynak: Crown Publishers

Apollo 11 Ziyaretçi Merkezi. Jazz, EVA ustası olabilseydi turistleri burada gezdirecekti. | Kaynak: Crown Publishers

Kurgunun tasarım serüveni

Kitabın isminin Artemis olması Andy Weir’e göre oldukça normal. Çünkü Artemis, eski Yunanda Ay tanrıçası ve Apollo’nun ikiz kardeşidir. Keza Apollo 11 de Ay’a ilk ayak basan uzay mekiğinin adıdır.

Andy Weir öncelikle hikayenin Ay’da geçmesini, ana karakterinin de eğlenceli bir kaçakçı olmasını istemiş. Ama yazının ilk versiyonunu beğenmemiş. İlk revizyonunda karakter biraz daha oturmuş ama yine istediği gibi değilmiş. En sonunda neden tüm hikaye Jazz ile ilgili olmasın ki demiş ve Artemis son halini almış.

Yazara göre kitabı yazmanın en eğlenceli kısmı Artemis’i tasarlamakmış. Hikayeyi yazma işi ise o kadar da keyifli değilmiş. Tabii bu iş uzun uzun araştırmalar gerektiriyor. Bir çok soruya cevap bulması gerekmiş: İnsanlar neden Ay’a gitsin? Orada nasıl hayatta kalabilirler? Uzun vadede ekonomilerini nasıl sürdürebilirler? Kitapla ilgili internette en çok konuşulan konu Artemis’in ekonomisi. Andy Weir bununla ilgili bir makale dahi yazmış. Ona, “peki bütün bunlar niye kitapta yok?” diye sorulduğunda ise cevabı “Çünkü çok sıkıcı” olmuş. Kitap boyunca bununla ilgili birçok kısma denk geleceksiniz ama size ufak bir ipucu vereyim: Turizm.

Artemis’te yaşam ve iş olanakları

Artemis merkezinde insanların yaşadığı kubbeler | Kaynak: Crown Publishers

Şehir merkezinde insanların yaşadığı kubbeler | Kaynak: Crown Publishers

Uzayda yaşam ile ilgili gerçekçi yazıları okuduysanız eğer bir şeyi fark etmişsinizdir: Tüm yapıların kubbe şeklinde olması. Artemis de bunlardan farklı değil. İlk kurulan kubbe Armstrong, adını aya ilk adım atan astronot Neil Armstrong’tan alır. Artemis yöneticisi Fidelis Ngugi’nin ofisi ilk kurulduğunda burada yer alırken daha sonra Conrad’a taşınır. Shepard, Bean, Conrad ve Aldrin kubbeleri de Armstrong’un etrafında tünellerle birbirine bağlıdır.

Şehrin enerji ve oksijen kaynağı merkezden bir kilometre uzaktaki alüminyum ocağından sağlanır. Ay’ı oluşturan temel mineral anortitin eritilmesiyle ortaya alüminyum, oksijen, silikon ve kalsiyum çıkar. Ortaya çıkan oksijen şehrin 2.000 kişilik nüfusunun tüketemeyeceği kadar fazladır.

Artemis - Sanchez Alüminyum Ocağı | Kaynak: Crown Publishers

Sanchez Alüminyum Ocağı | Kaynak: Crown Publishers

Artemis’te işler belediyecilikle yürütülmektedir. Her ırk farklı birer alanı domine etmiş ve o alanda sadece kendi ırklarından olanlara iş imkanı sağlarlar. Örneğin, Vietnamlılar yaşam destekten sorumluyken Araplar kaynak işinden, Macarlar ise metal işlerinden sorumludur. Şehrin oksijenini sağlayan alüminyum döküm ocağı da Brezilyalılara aittir.

Hayatta kalma mücadelesi mi, polisiye mi?

Kitabın başlarında sivri dilli Jazz’ın yaşamını dinledikçe Marslı’ya benzer bir hikaye ortaya çıkacak diye bekliyorsunuz. Ama yazar, ortalarına doğru keskin bir dönüş yapıp konuyu polisiyeye çeviriyor. Kontrolsüz, serbest ekonomi ile yönetilen bir şehirde, büyük para getirecek bir fırsat ortaya çıktığında aksi kaçınılamaz gibi görünüyor.

Jazz’ın konuşmalarını dinleyip, sorunlara Mark Watney tarzı çözümler üretmesini izlemek her ne kadar keyifli gelse de zaman zaman kitabın diğer güçlü karakterlerinin biraz silik kalması Weir’in roman yazarlığında hala öğrenmesi gereken birçok şey olduğunu hissettirdi bana. Büyük problemler yaşanırken diğerlerinin kifayetsiz kalması ve sadece onun çözüm üretebilmesi kitabın klişelerindendi.

Bir diğer eleştiri de Weir’in kadın karakter dilini iyi yansıtamadığı yönünde. Jazz’a “İçinde ne var?” diye sorulduğunda “Porno. Başrolde annen!” diye cevap vermesi ve buna benzer birkaç örnek daha kadın okuyucular tarafından oldukça tepki gördü. Bu örnekle üzerinden her ne kadar konuşmak zor olsa da eğlenceli kaçakçı karakterini gayet güzel oluşturmuş. Bu tarzda rollerin genelde erkekler üzerinden canlandırılmasından olmalı ki bana oldukça orijinal geldi. Özellikle ana karakterin hem kadın hem de Müslüman olması bence yazarın elini taşın altına koyup zor bir şey denediğinin göstergesi. Bu konudaki cesareti takdire şayan.

Bütün detaylı kurgusu, anlatımındaki bilimsellik ve akıcılığa rağmen hikayenin polisiyeye dönüp yardımcı karakterlerin sığ bırakılması ve bitişindeki klişeliği ile Artemis, kendini soluksuz okutmasına rağmen Marslı‘nın yanında sönük kaldı. Yine de Weir’in sadece ikinci romanı olduğunu unutmayıp iyiye yormayı tercih ediyorum.

Kitabın film hakları 20th Century Fox ve New Regency tarafından satın alınmış. Kim bilir belki önümüzdeki yıllarda Jazz Bashara’yı sinemada izleme fırsatı buluruz.

Etiket: , ,


Yazar Hakkında

Marmara Üniversitesinde öğretmenlik okurken istediği mesleğin bu olmadığına karar verip web yazılımcılığına geçmiş; aldığı bu karar yıllar sonra Amsterdam'a taşınmasına sebep olmuştur.