Bitcoin Cryptocurrency

Bitcoin, Blockchain ve vasat bir bilim kurgu hikayesi

Evet, herkesin ağzında bir Bitcoin hikayesi. Öğrenciler birkaç aydır kapımda kuyruk. Efendim arkadaşımın aşkı bin TL yatırmış beş bin TL almış. Bu trene biz hangi duraktan binelim? Murat Hocam, bir yardım edin siz bilirsiniz…

Nedir bu Bitcoin, anlatmaya çalışalım

Bitcoin teknolojik bir para birimidir. Fikir, Satoshi Nakamoto adlı sanal kişilikten ve ilişkili olduğu düşünülen internete özgürlük vaat eden Şifrepunk isimli bir gruptan çıkıyor. Aslında fikir daha önce var. Birçok yenilikte olduğu gibi, birileri derliyor, topluyor ve sunuyor.

Tabi Bitcoin için sadece bir para birimi demek interneti e-postadan ibaret zannetmek gibi bir şey olmalı. Asıl daha önemlisi, altındaki blok zincir (blockchain) teknolojisi sayesinde merkezi olmayan bir sayısal ödeme veya menkul kıymetler değiş-tokuş ağının kurulabilmesidir.

Bundan sonrası biraz bilim kurgu hikayesi, blok zincir gelecekten gelmiş bir teknoloji…

Blok zincir için bazı çevirilerde “defter-i kebir” dediler. Her kaydın kaybolmadan tutulduğu büyük bir defter. Aslında mantık mahalledeki bakkal amcanın veresiye defterinden biraz farklı. Birincisi, deftere sadece yazılabiliyor silinemiyor. İkincisi, defter sadece bakkal amcada durmuyor, birçok kişide dağıtık bir şekilde kayıt tutuluyor.  Bir müşteri bakkalı kandırmaya çalışsa, hatta adamın defterini çalıp kaçsa bile borcunu ödemekten kurtulamıyor. Hain bir bakkal sahte veri üretip diğer bakkalları borçlu çıkartamıyor. Çünkü, tüm aktiviteler bir grup kararı ile onaya sunuluyor.

Peki kim doğru bilgiye sahip?

İşte bu karar da bu konuya hesaplama adına en çok yatırım yapmış ve en uzun zinciri oluşturmaya çalışmış kişiye güveniliyor. Yani, aslında o kişiye değil de o kişinin sahip olduğu makine gücüne güveniliyor.

Fazla işlem gücü olan diğerlerini kandırabiliyor mu?

Hayır! Belki de işin en etkileyici tarafı bu. Yüz binlerce modülden oluşan dağıtık ağ tabanlı bir çerçeve sistem, bugün süper güç olan devletlerin elindeki işlem gücünden bile daha kuvvetli olarak nitelendiriliyor. Başka bir deyişle, günümüzde bile, kimsede dünyadaki bilgisayar gücünün %60’ından fazlasını esir edebilecek ve böyle bir sistemi kontrol altına alabilecek bir güç yok. Büyük bir olasılıkla da hiçbir zaman olmayacak.

Satoshi Nakamoto kimdir?

Köşedeki suşi restoranında çalışan bir garson mu? Belki de Kalifornia’da yaşayan bir grup Şifrepunk’a sürekli suşi getiren kuryenin adıdır. Kuklayı oynatanı bilemem ama arkasındaki kişinin bir bilgisayar dehası olduğu kesin. Bu işin içindeki kişi veya kişiler gerçek kimliklerini gizli tutmak için bu ismi tercih etmişlerdir.

Satoshi aslında bu bahsi geçen teknolojilerin gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan atılımı gerçekleştirmiş; bir başka deyişle bilgisayar bilimlerinde Bizanslı general problemi olarak tanımlanan bir problemi çözmüştür. Bu problemin çözülmesiyle birlikte aslında bu tür sistemlerin uygulanabilirliğinin yolu açılmıştır.

Bizanslı general problemi, bir orduda bulunan hainlere rağmen ordunun başarılı olabilmesi için gerekli mekanizmayı tartışmaktadır. Yani, ana hedef; kurulacak bir mutabakat mekanizması ile hainlerin sistem üzerindeki etkisini yok etmektir.

Bu problem, belki biz farkında olmadan, birçok bilim kurgu senaryosuna konu ve biz seyredenlerin aklında soru olmuştur. Mesela Palpatine’in hain olduğu bu mekanizmanın işletilmesi ile anlaşılabilir miydi? Anlaşılan George Lucas ve dolayısı ile Jedi Order’ın bu teknolojiden haberi yok.

Peki bilgisayar hocası bu konuda ne der?

Bu soruya bilgisayarcı gözünden bakıldığında, basit bir veri yapısına dayalı olan blok zincirinin kurulması ve toplanan bilginin merkezcil değil de dağıtık olarak tutulması yöntemi ile cevap aranmalıdır.

Satoshi, çok basitçe bu durumun birbirine zincirlenecek blokların özel bir bağlı liste veri yapısı ile sağlanabileceğini ve bir veya birkaç hainden daha fazla bilgisayar gücü harcayan bir konsensüs yardımı ile başarıya ulaşılabileceği fikrini öne sürmüştür. Ana fikir hesaplama gücünün insandan daha güvenilir olduğudur. İnsanlara güvenmek yerine bilgisayarlarına güvenmek daha akılcıdır. İnsani zaafları olmayan ve sadece hesap kabiliyetine odaklı bir makineden ne zarar gelebilir? Biraz akıllanınca dünyayı ele geçirme planları yapar mı? Yoksa bu şüpheyi duyan ve bu tür hırslara sahip olan yalnızca insanlar mıdır?

Bilgisayar bilimlerine devam

Blockchain (Blok zincir)

Blok zincir yapısı aslında konsensüsün kendi tuttuğu veriler ile diğerlerinin verilerini kıyaslayarak elde ettiği dağıtık bir dizi bilgiye dayalı bir veri tabanıdır.

Merkezi sistemlerde ana makine düşünce hacker her şeyi elde ederken bu dağıtık sistem ufak arızalara veya hatalara tolerans gösterebilme kabiliyetine sahiptir. Böyle bir sistemi yanıltmak isteyen bir kişinin tüm dağıtık düğümlerdeki birimleri bertaraf etmesi gerekir ki bu da çok kolay kazanılabilecek bir galibiyet değildir.

Blok zincir, iki kişi arasında mekan veya ülke gözetmeksizin para transferi yapmamızı sağlayacak bir Bitcoin sisteminin kurulabilmesini sağlar. A cüzdanındaki sayısal paramızı, Bakkal amcanın B cüzdanına geçirmemizi sağlar. Bu hareket işlem bilgilerinin blok zincirde yer alan bloklara yazılması ile gerçekleşir. İşçiler paranın transferini sağlarlar ve karşılığında bir komisyon alırlar. Bu ödemeler tüm işlem hacmine göre düşünüldüğünde devede kulak kalır.

Bitcoin, blok zincir teknolojisinin kullanılabileceği alanlardan sadece biri olan sayısal ödeme sistemlerinin bir uygulamasıdır.

Gelelim vasat bilim kurgu senaryosuna

Senaryo bu ya!

Bilgisayarlar önceleri sayısal madenlerde işçi olarak kullanılıyorlar. Gel zaman git zaman biraz zeka kazanıyorlar, sendika kurup hak iddia etmeye başlıyorlar. Sonra sayısal dünyaya el koyuyorlar.

Şimdiden aklımda onlarca hikaye ve film canlandı. Eminim ki bu yazıyı okuyan sizlerin de. Çekilen film veya yazılan yazılara şu şekil bir kurgu yakışmaz mı?

Her şey blok zincirin bulunması ile başladı… Artık her şey ana makinenin kontrolündeydi ve o insanları hiç sevmiyordu. Daha sonra ülkelerin para birimleri yok oldu, yerine bireysel paralar çıktı. Artık her tür yaşam ve başarı kişisel para birimleri ile ölçülüyordu. Herkesin kişisel varlıkları tamamen sayısallaştırılmıştı. Ve maalesef biz zeki makineler için çalışıyorduk.

Biz ve işçi makinelerimiz hep beraber ekosistemimizi yaşatmak için şifreli şekilde haberleşmek ve şifre üretmek zorundaydık. Tüm yaşam alanları ve sistemler dağıtık bir hal almıştı.

Dünyayı o kadar çok kirletmiştik ki kalan insanlar normal dünyada yaşayamıyorlardı. Sürekli bir hayal dünyasında tutulmalıydılar. Sayısal paranızla gidilebilecek sahte sanal dünyalar ve onları pazarlayanlar vardı. O kadar çok karmaşık bir gerçeklikte yaşıyorduk ki bir gerçeklikten uyanıp başka bir alt gerçeklikte nefes almaya başlıyorduk. Daha çok paramız varsa HD dünyalar, orta halli isek SD, fakirsek asit yağmurlu gerçek dünya.

Kurmacayı burada kesiyorum.

Umarım insanlık olarak aklımız başımıza gelir ve işler buralara gelmeden adalet vaat eden blok zincirler kurarız…

Yrd. Doç. Dr. Murat Yılmaz
Akademisyen, yazılım tasarımcısı, mühendis, oyun araştırmacısı, konuşmayı çok sever bu yüzden akademik olmuş, mümkün olsaymış filozof olacakmış ancak olamamış. Uzun yıllar yazılım geliştirdiği için mesleki deformasyonları ve buhranlı günleri ve geceleri olmuş ama hep en iyi dostlarından birisi bilim kurgu olmuş.

https://twitter.com/ymurat
https://www.linkedin.com/in/muraty/


Yazar Hakkında