Doktor Strange – Yemin

Doktor Strange – Yemin

Her ne kadar sitedeki yazılarımdan fark etmek biraz güç olsa da, kendine saygısı olan her delikanlı gibi ben de gençliğimi Marvel çizgiromanları okuyarak geçirmiştim.1 Ancak gerek dönemin çeviri politikaları, gerekse kavramsal olarak pek süper kahraman gibi hissettirmemesi Doktor Strange’in gündemime girmesine engel olmuştu. Geçtiğimiz yıllarda izlediğim ve Benedict Cumberbatch’in performansının da yardımıyla memnun kaldığım filmi buzları eritmişken, çok sevdiğim Saga‘nın yazarı Brian K. Vaughan imzalı Yemin cildini sonunda okudum. Yani birincil itkimin yazar olduğu söylenebilir, ancak karakter de geçmiştekinden daha erişilebilir geliyordu.

Elimizdeki kısa bir cilt, sakin bir akşamda okunabilir. “Giriş seviyesi” denilebilir, karakterin yıllar içindeki maceraları veya düşmanlarına yoğun bir atıf yok, laf arasında geçmekle yetiniyorlar. Ayrıca daha önce bu karaktere dair hiç bilgisi olmayanlar düşünülürcesine doğuş hikayesi ve bu süreçteki karakter gelişimi de tekrarlanıyor. Ancak Marvel evreninin genel bütünlüğü içindeki yerine baktığımızda dünyayı sarsıcı bir hikaye anlatmıyor, gayet kendi içinde kapalı. Hikayeleri bir tür Marvel yap-bozu olarak okumak isteyen okuyucuda “kutudan çıkan fazla parça” hissi yaratabilir. Elbette bu işin bir doğrusu yok, ancak ben okuduğum ilk Doktor Strange hikayesinin böyle giriş seviyesi ve devam gerektirmeyen bir cilt olmasından memnunum. Eğer ki 4 ciltlik bir mega-maceranın başı olsaydı o çabayı ve adanmışlığı göstereceğimden şüpheliyim.

Konu ve Hikayenin Elli Tonu

Hikaye ciddi denilebilecek bir meseleyi konu ediniyor, Stephen Strange’in doktor kimliğini odak noktası yapıyor ve cilde adını verenin de Hipokrat Yemini olduğu ilk sayıda söyleniyor. Ayrıca maceraya atılan ekipte, genelde yardımcı karakter olarak gördüğümüz (ve süper güçleri bulunmayan) Gece Hemşiresi de bulunmakta. Daha önce Daredevil’da gördüğüm bu karakteri uzun uzadıya dahil eden bir macera olması da hoşuma gitti. Hikayenin içeriğine dair daha fazla detayı, keyifbozan olmaması adına paylaşmıyorum.

“Ciddi denilebilecek” olmasına karşın tonal olarak neşeli ve umutlu olduğunu söyleyebilirim. İnsani dramın farkında ancak bunu teatral bir abartıya kapılmadan tecrübe edebiliyor. Saga ile en büyük benzerliğinin bu olduğunu düşünüyorum, başa gelen kötülüklerde dahi bir gülümseme ve kendiyle dalga geçme kırıntısını bulmayı başarıyor.

Hikaye anlatımında kullanılan teknik araçlara gelirsek, tematik olarak geriye bakış üzerinden şekillendiği söylenebilir. Kaba hatlarıyla bakarsak tek bir geceyi anlatan bir hikaye, ancak yazar okuyucuya anlatmak ve açıklamak istediklerini sürekli karakterlerin birbirine bir şeyler anlatmasıyla hallediyor. Cildin toplamında 23 sayfa geriye-dönüşlerde2 geçiyor ki bu da beşte biri demek. Ancak bu aracı bir anlatı yönteminden tematik bir noktaya çıkaran, büyülü aynası ile uzgörü yapılan kişilerin odaya ışınlandığı sahnedir; öyle ki biz okuyucu olarak neresinin önümüz, neresinin ardımız olduğunu anlayamıyor ve ardımızdan gelebilecek saldırıların ayırdına varıyoruz. Bu sadece uzaysal değil, zamansal ardımız da olabilir, yani bu hikayeyi geçmişten gelebilecek meselelerle yüzleşmek üzerine bir deneme olarak okuyabiliriz.

Alternatif evrenden Doktor Strange
Alternatif evrenden Doktor Strange (Kaynak)

Gezip Gördüklerimiz

“Dekor” diyeceğim hikayenin geçtiği ortamlara bakarsak, tüm tuhaflıklarına rağmen gayet New Yorklu bir hir hikayeyle karşı karşıya olduğumuzu görürüz. Bir zamanlar bir arkadaşım, Doktor Strange hikayelerinin tematik olarak eklektik yapısını, karakterin “aynı rahatlıkla gökdelenler arasında suçlu kovalayabildiği gibi boyutlar-arası maceraya çıkabildiği” ile dile getirdiğinde —okumamış olduğum için— tam olarak anlamamıştım ancak bu cilt bunu layığıyla anlatıyor. Hikayenin MacGuffin‘i olarak adlandırılabilecek şey π-boyutu denen yerdeki kadim bir tanrıyla savaşımla elde ediliyor, ayrıca Hitler’in kendini vurduğu büyülü tabancayı kullanan bir bisikletli-kurye, hafızalar boyutuna hapsediliyor. Fantastik bir çeşitlilik söz konusu, ancak okuyucu bu hızlıca kabulleniyor ve bu çeşitlilik sırıtmıyor.

Son olarak, bunun roman değil çizgi roman olduğunu anımsayarak, çizimlerden söz edelim. Eleştiride en iddiasız olduğum yanın bu olduğunu söylemem gerek: ben genel olarak tatmin oldum ancak pek bir beklentim veya sanat becerim de yok. Söylenebilecek en ilginç görüş kırıntısı, çizimlerin sert değil sevimli olduğu, ancak bu dahi çok anlamlı değil. En doğrusu, almayı düşünenlerin kitapçıda sayfaları karıştırıp kendilerine uyup uymadığını görmeleri olacaktır.

Neden okumayalım ki?

Hepsini bir araya getirirsek, Doktor Strange okumayan insanlar düşünülerek yazılmış bir cilt olduğu söylenebilir. Okuyucudan ne bir ön bilgi, ne de zaman adanması yönünde büyük bir talebi var. Tabii ki süper kahraman çizgi romanlarının genel “genç” havasını taşıyor, yani bunu sevmeyen birisi çok memnun kalmayabilir ancak bunların yanında doyurucu tartışmalara da değiniyor. Belki sorulabilecek daha öncelikli soru cildin etiket fiyatını hak edip etmediği olacaktır, ki bunun yanıtı tabii ki kişiden kişiye değişir, ancak en azından ince olsa da baskı ve kağıt kalitesinin kesinlikle tatmin edici olduğunu söyleyebilirim.

  1. Bunu şakayla karışık bir şekilde ve Marvel-DC ayrışmasını fazlaca umursayan kişileri kızdırma hedefiyle söylüyorum tabii ki.
  2. İng. flashback

Etiket: , ,


Yazar Hakkında

Huysuz, matematikçi. Hayatın bir dümeni olduğunu fark ettiğinden beri onu "daha iyi”ye kırmaya uğraşıyor; bu sırada da iyi bir hikaye ve iyi bir argüman bulmak için mecazi dere ve tepeleri katediyor.