Çizgi Roman Greystorm - Bonelli'den Fantastik Mini Seri

Tarih: | Yazar: Yasemin Yiğit Kuru

0

Greystorm – Bonelli’den Fantastik Mini Seri

Çok sevdiğim Büyülü Dükkan’a son gidişimde, takipçisi olduğum serilerin yeni bir cildini almak yerine daha önce okumadığım bir şeyler arıyordum. Sanırım o sıralar okuduğum Jules Verne eserinin de enerjisi üzerimdeydi. “Farklı bir seriye başlamak istiyorum” dediğimde hemen “Jules Verne seviyorsunuz değil mi?” diyerek Greystorm’u elime tutuşturdular. Başarılı müşteri analizi,  iyi reklam ve kolay satış, sonuçta her iki taraf da kazançlı çıktı 🙂

greystorm

Robert Greystorm

Severek takip ettiğim Martin Mystere, Nathan Never ve Julia serilerinin de yapımcısı olan Bonelli tarafından yayınlandığı için seriye, daha okumaya başlamadan bir yakınlık hissettim açıkcası. Ayrıca yaratıcısının, Nathan Never’ın da yaratıcısı olan Antonio Serra olması da riski minimize eden etkenlerden birisiydi. Risk derken, kapağı şöyle bir açılıp bir kenara atılmış birkaç yeni seri denemesinden bahsediyorum aslında 🙂

4 kitaptan oluşan mini seri, 2010-2011 tarihleri arasında yayınlanmış, hızlı bir şekilde 1001 Roman tarafından aynı zamanlarda dilimize kazandırılmış. Uzun soluklu ve adı çok duyulmuş seriler arasında bu tarz mini seriler gözden kaçabiliyor. Aynı dönemlerde yayınlanan Karavan adlı mini seri de bunlardan bir tanesi. En kısa zamanda kurgu-bilim’de incelenmesi planlanan serilerden bir diğeri de Karavan bu sebeple.

caravan_bonelli

Caravan

Olaylar, 1800’lerin sonunda 1900’lerin başında geçiyor. 1894 yılının İngilteresinde, zengin ailelerin kolejli çocukları olan iki baş karakterle tanışıyoruz: Robert Greystorm ve Jason Howard. Karakter olarak çok zıt insanlar olan bu iki genç, aynı zamanda çok iyi arkadaşlar. Esere ismini veren Greystorm,  sinir bozucu ve ilerleyen süreçte oldukça kötü bir karaktere bürünecek bir anti-kahramanken, naif, sevgi dolu ve iyi yürekli Jason Howard’ın varlığı okuyucuyu rahatlatıyor. 

Greystorm, henüz kolej yıllarından itibaren bilime tutkuyla bağlı, dahi, yaratıcı bir mucit. Hayal gücünü besleyen Jules Verne eserlerini okumakla kalmıyor, hem yazarla mektup yoluyla iletişim kuruyor hem de onun eserlerini gerçeğe dönüştürmek istiyor. Sürekli geleceğin Londra’sını düşleyen Greystorm, uçan araçlarla dolu bir gökyüzü hayal ediyor ve uçan araçların mucidi olarak ün kazanmış  kendi imgesini. Tabii ki tek hayali, dünyayı gelişmiş bir geleceğe kavuşturmak değil, asıl amacı büyük bir ün kazanmak hatta bütün kötü kahramanlar gibi dünyaya hükmetmek.

greystorm fly

Greystorm’un hayal ettiği gelecek

Wright kardeşlerin 1890’ların başında ilk uçak denemelerini yapmaya başlamış olmaları, bu çalışmalarının daha önceki model uçak denemelerinin üzerine geliştirilmiş olmaları gibi gerçekleri göz önünde bulundurduğumuzda, Greystorm’un ilk uçan aracı yaptığı ama kanıtlayamadığı sahneler biraz havada kalıyor tabii, biraz geç kaldığını düşünüyoruz. Ama yine de o dönemlerdeki iletişim eksikliği nedeniyle birbirlerinden haberdar olmayabilecekleri düşüncesi ile kendimizi avutabiliyoruz biraz.

wright brothers

Wright Kardeşlerin uçağı

Greystorm ve Howard’ın yolları kolejden sonra da ayrılmıyor. Howard, çok sevdiği arkadaşına bilimsel çalışmalarında finansal destek sağlıyor. Ancak Howard’ın asıl ilgi alanı, bitkiler, tarım. Greystorm, modern, teknolojik, binalarla, makinelerle dolu şehirleri düşlerken, Howard, doğal hayata özlem duyuyor.

Greystorm’un tek ilgi alanı uçan araçlar, değişik makineler icat etmek değil. Antarktika’ya ayak basıp onun sırlarını keşfeden ilk bilim adamı olmayı da arzuluyor. Bunun nedeni ona zihninin derinliklerinde seslenen gizemli bir ses. Jules Verne’le yazışarak tasarladığı ve adını Jules Verne’in Iron Cloud koyduğu zeplinle Antarktika’ya doğru yola çıkıyorlar.

iron cloud

Iron Cloud

Buraya kadar, çeşitli buharlı makinelerin icadı, Jules Verne dünyasının küçük betimlemeleri ile steampunk tadında ilerleyen öykünün seyri, buzlar arasında buldukları mağara adamının donmuş vücudu ve gizemli bölge ile fantastik bir hale dönüşüyor.

Eğer ilginizi çektiyse, devamını okuyup öğrenmenizi öneririm. 🙂

Dördüncü cildin sonunda, öykünün karakterlerinin yaşadığı paralel iki küçük macera anlatılıyor. Özellikle, Bilaspur Taşı isimli macera Sir Arthur Conan Doyle’un Sherlock Holmes’u tadında bir hikaye.

Yine dördüncü cildin sonunda karakterlerin yaratılma sürecinde geçirdikleri değişim de çizimlerle anlatılmış. Gerçekten çok eğlenceli.

Kapanışı yaparken, baş kahramanın kötü bir karakter olmasının da etkisiyle, eserin yer yer oldukça karamsarlaştığını ve okunmasının zorlaştığını belirtmem gerek. Okuyarak uyuyakaldığım gecelerde kabus görmeme bile neden oldu açıkçası. Yine de okuduktan sonra akılda kalan ve karamsar da olsa hoş bir tat bırakan bir eser olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.

Keyifli okumalar…

 

Etiket: , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Tüm dünyaya karşı bir kaliteci, özellikle süreçlere uymayanlara düşman. Süper kahramanlardan oluşan bir kalite takımının yöneticisi ve kurgu-bilim'in 4 silahşöründen biri. Bunlar yetmiyormuş gibi dinozor manyağı bir ufaklığın da annesi. Hepsine nasıl yetişiyor kendisi de bilmiyor ama bilimkurgu onun vazgeçilmezi. İletişim : yigityasemin1789@gmail.com