Kaplan! Kaplan! | Alfred Bester

Ticari uzay gemisi Göçebe bir kaza sonucu uzay boşluğunda sürüklenmeye terk edilir. Gully Foyle kazadan tek sağ kalan adamdır ve altı aydır ölümü beklemektedir. Tam ümidini yitirmişken bir kurtulma ihtimali ile karşılaşır. Ancak Vorga isimli gemi Gully Foyle’un imdat çağrısına karşılık vermez. Öfkeden deliye dönen Foyle, sıradan ve hırsları olmayan bir adamdan intikam ateşiyle yanan bir canavara dönüşür.

Amerikalı yazar Alfred Bester’in National Geographic’te okuduğu bir makaleden esinlenerek kaleme aldığı Kaplan!Kaplan! ilk olarak 1956 yılında dört bölüm şeklinde Galaxy bilim kurgu dergisinde yayımlanmış. Kitabın İngiltere’deki ilk baskısı William Blake’in şiirine ithafen Kaplan!Kaplan! olarak isimlendirilmiş. Türkçe çevirisi Altıkırkbeş tarafından yayınlanan kitabın giriş bölümünde şiirin tamamı yer alıyor. William Blake’in en ünlü şiirlerinden biri olan Kaplan (The Tyger) gerçekten de kitabın ana karakteri Gully Foyle ile örtüştüğünden iyi bir seçim olmuş.

GalaxyTheStarsMyDestination“Gully Foyle benim adım
Terra benim yurdum
Derin uzay benim evim
Yıldızlardır hedefim.”

Kitap daha sonra Yıldızlar Hedefim ismi ile de basılmış. Alfred Bester’in bu ismi Amerikalı roket mühendisi Jack Parsons’ın bir söyleminden aldığı söylenir. Yıldızlar Hedefim ifadesi kitap içerisinde iki kez tekrarlanan şiirsel bir dörtlükten geliyor. Gully Foyle’un bu meşhur dörtlüğü 18. ve 20. yy lar arasında İngiltere ve Amerika’da popüler olan bir dörtlük. Kişi kendi adı, şehri, kasabası ve dini aidiyetini belirterek dörtlüğü tamamlıyor. Gully Foyle da kendi hikayesine uygun olarak kitabın başında ve sonunda hedefini değiştirerek bu dörtlüğü dile getiriyor.

Gelişmiş teknoloji ile beraber karamsar bir gelecek portresi çizen Kaplan!Kaplan! siberpunkın örnekleri arasında gösterilir. Çizilen gelecek portresinde insanlar dünya dışı gezegenleri ve uyduları kolonileştirmiş. Yönetimin büyük kartellerin elinde olduğu bu ortamda İç Gezegenler ve Dış Uydular savaş halinde. Bedenin sibernetik gelişimi konusunda örnekler görülebiliyor. Fakat sosyal yaşamı etkileyen esas konu teknolojinin gelişiminden ziyade yazarın jauntelemek olarak isimlendirdiği teleportasyon. Ve insanoğlu bunu bir cihaz kullanarak değil tamamen kendi kapasitesi ile başarıyor. Türkçe karşılığı gezinti olan jaunte kelimesinden türetilen bu deyim romanın en temel yapısını oluşturuyor diyebiliriz. Herşey jauntelemek ile bağlantılı.

Jauntelemek

24.yüzyılın başında Jaunte isminde bir bilimadamının kendisini tesadüfen ışınlaması sonucu insanların doğuştan gelen teleportasyon yeteneği keşfedilir. Birçok uğraş ve sayısız deney kurbanı sonucunda teleportasyonun nasıl yapılacağı öğrenilir. Jauntelemek (jaunting) kelimesi anında bir sözcüğe dönüşür. Hikayenin başında jauntelemenin nasıl yaygınlaştığı, yönetimler, ekonomi ve sosyal hayatın bundan nasıl etkilendiği kısaca anlatılıyor. Bu sayede Gully Foyle’un intikam öyküsünün ne kadar çılgın bir çağda geçtiğini anlamak için ön hazırlık yapılmış.

Jauntelemek Martı Jonathan Livingstone‘un uçması gibi anlatılmış. Aslında doğuştan bir yetenek ancak başarmak için kendine inanmak ve potansiyeli kullanabilmek önemli. Bunun yanında jauntelenecek yerin koordinatlarını tam olarak bilmek ve bin milden fazla jauntelemenin mümkün olmaması da önemli detaylar arasında.

Jauntelemenin işleyişi konusunda ufak bir paragrafta uydurma bilimsel açıklama da veriliyor. Jauntlemenin sinir hücrelerindeki Nissl cisimcikleri (Tigroid maddesi) ile bağlantılı olduğu söyleniyor. Tigroid olmadan jaunteleme imkansızdır. Gerçek biyolojik bilgi ile bu paragrafı bağlarsak, Nissl cisimcikleri psikolojik koşullardan etkilenirler. Patolojik koşullar sebebiyle çözünüp yokolabilirler. Kitabın başında verilen bu bilgiyi aklınızda tutarak ilerlediğinizde Gully Foyle’un dövmeleri ile derdi ve jaunteleme konusundaki becerisi daha da netleşecektir.

Amaca Giden Her Yol Mübahtır

Kitapta yer alan karakterler için iyi kötü ayrımı yapmak gereksiz. Çünkü karanlık ve aydınlık taraf yok. Herkes kendi bildiği doğrular ve arzuları çevresinde yaşıyor. Olaylar karmakarışık. İnsanlar olduğu gibi. Olması gerektikleri gibi griler. Hikayedeki tüm karakterler aşağı yukarı onun kadar kötü olmasına rağmen Gully Foyle’un kabalığı ve öfke kontrol sorunu onu istenmeyen adam durumuna sokmuş sanki.

“Hırs eksikliği yüzünden fiziksel gücü ve zekâ kapasitesi gelişmemiş bir adam. Minimum çaba harcıyor. Sıradan Insan’ın tipik bir örneği. Beklenmedik bir şokun onu uyandırması mümkün ama psikiyatri bir anahtar bulamıyor. Daha yüksek bir dereceye terfi etmesi önerilmiyor. Foyle çıkmaz sokağa girmiştir.”

Alfred Bester’in “Kaplan”ı Gully Foyle birçok kaynakta anti kahraman olarak verilse de aslında hikaye boyunca geçirdiği evrimlerin bir kısmında anti kahraman olduğunu düşünüyorum. Gully Foyle sıradan bir insan olarak başlıyor hikayesine. Daha sonra kurban durumuna düşüyor. Hayatta kalma içgüdüsü onu yok olmaktan kurtarıyor. Uğradığı ihanet onu kötü adama çeviriyor. Önüne gelen herşeye zarar vermek ve intikamını almak istiyor. Sonra hayattaki amacı netleşiyor ve bu amaca ulaşmak için anti kahraman tanımları çerçevesinde her yolu deniyor. Sonunda ise kahraman oluyor.

Gully Foyle’un anti kahramanlık evresini bildiğimiz anti kahraman tanımları ile karşılaştırırsak, ahlaki açıdan kahraman ve kötü adam arasında gitgeller yaşamıyor. Bencillik, sonuççuluk ve kafa karışıklığı ona tam uyuyor. Cehalet, korkaklık, kendinden nefret etme ve metanet ise ona çok uzak.

—————————————————————————————————–

Ta Moko – Gully Foyle’un Kaplan Dövmesi

Hikayenin bir bölümünde Sargasso Astreoidi’nin yerlileri Bilimsel Halk Gully’nin yüzüne bir dövme yaparlar. Yazar bu dövmenin bir Maori maskesine benzediğini belirterek okurun dövmenin neye benzediği hayal etmesini sağlamış. Yeni Zelanda’nın yerlileri Maoriler maskelerine ek olarak Ta Moko adı verilen dövmeleri ile de bilinir. Bildiğimiz dövmeden farklı olarak oyma yöntemi ile yapılan Ta Moko deride dövme çizgilerinin oluk şeklinde görülmesine sebep oluyor. Ender’in Oyunu‘nundaki Mazer Rackham da yarı Maori idi ve filmde yüzünde dövmeler vardı.

tamoko

Film Olasılığı

Yıkıma Giden Adam romanı ile 1953 yılında Hugo ödülü kazanan Alfred Bester Philip K. Dick ile aynı dönemin yazarı olmasına rağmen onun kadar popüler olamamış. Adı bir ödüle verilmemiş mesela. Bunun sebebi roman yazma konusunda Philip K. Dick kadar üretken olmayışı ve romanlarının henüz film adaptasyonu yapılmamış olması da olabilir. Henüz diyorum çünkü filmi çekilemez olarak sınıflandırılan Kaplan!Kaplan! romanının film hakları 2006 yılında Universal Pictures tarafından, 27 Şubat 2015 gibi yakın bir tarihte ise Paramount Pictures tarafından alınmış. Yapımcılığını Mary Parent’in üstlenmesi beklenen filmin olası yönetmeni Jordan Vogt-Roberts. Mary Parent daha önce Pacific Savaşı, Godzilla ve Nuh gibi filmlerde adını duyurmuş. Jordan Bogt-Roberts ise şu an King Kong temalı bir filmin yönetmenliğini yapıyor. Gully Foyle karakterini kimin canlandıracağı henüz belli değil ancak 90’lı yıllarda Richard Gere’in adı geçmiş. O zamanlardan beri romanın farklı film adaptasyonları için senaryolar hazırlanmış ancak bir türlü hayata geçirilememiş.

Bir romanın filmi çekilemez olarak sınıflandırılmasının sebebi senaryonun karışıklığı, uzunluğu ve görsel efekt problemleri olarak gösterilir. Günümüzde görsel efektler sorun olmaktan çıkmış durumda. Hatta görsel efektler yüzünden senaryoya gereken özen gösterilmiyor diyebiliriz. Romanın hikayesi gerçekten çok uzun ve karmaşık. Fakat aksiyonu, kovalamacası ve süprizleri tam sinemaya uyarlanacak türden. Sinema uyarlaması doğru yapılır ve oyuncular doğru seçilirse seyirciyi tatmin edeceği kesin.

Kaynaklar
http://io9.com/5953267/unfilmable-science-fiction-and-fantasy-books-that-somehow-got-filmed
http://www.hollywoodreporter.com/heat-vision/stars-my-destination-movie-director-781346
http://deadline.com/2015/02/the-stars-my-destination-film-paramount-mary-parent-1201383086/
http://en.wikipedia.org/wiki/Nissl_body
http://en.wikipedia.org/wiki/T%C4%81_moko

Etiket: , , , , , , ,


Yazar Hakkında

1984 doğumlu. Evli.Tenten'in annesi. Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisi olmasına rağmen çok sevdiği denizi bırakıp yerleşik hayata geçti. 2009'dan beri yazılım sektöründe test mühendisi olarak çalışıyor. Bilim kurguyu, kitapları ve hayvanları çok seviyor.