A Scanner Darkly (Karanlığı Taramak)

Burada değillermiş gibi davranmam gerekiyor. ‘Onlar’ diye bir şeyin olduğunu varsayarak. Bu sadece benim hayal gücüm olabilir. O ‘şey’in gözlerinin içinde; o ‘varlığın’ görüş alanı içinde. Gözünü asla kırpmayan, küçük kara gözlü Donna’ya benzemeyen bir varlık. Bir tarayıcı neler görür? Yani gerçekten görmekten sözediyorum. Kafasında? Kalbinde? Eskiden kullandıkları o pasif kızılötesi tarayıcılar, veya bugünlerde kullanılan en son model, küp tipi holo tarayıcılar, içimi -içlerimizi- berrak biçimde mi görüyorlar, yoksa karanlık mı? Umarım berrak görüyorlardır, çünkü ben bu günlerde kendi içimi göremiyorum. Sadece çamur görüyorum. İçerisi çamur, dışarısı çamur. Herkesin iyiliği için, umarım tarayıcılar daha iyisini görüyordur. Çünkü eğer tarayıcı sadece karanlık görüyorsa, yani benim gördüğüm gibi, o zaman bizler lanetlendik demektir. Her zaman olduğu gibi, aynı şekilde yine lanetlendik ve böyle giderse sonunda kendimizi ölmüş bulacağız. Çok az biliyor ve onu da yanlış biliyor olarak.Karanlığı TaramakPhilip K. Dick.


Yakın gelecekte Amerika uyuşturucu ile olan savaşını kaybetmiştir. Birçok insan, kişilikte bölünmelere yol açan D (Death -Ölüm-) maddesi bağımlısıdır. Gizli dedektif Fred (Keanu Reeves) bu madde ile ilişkisi olduğu düşünülen bir uyuşturucu örgütünü çökertmek için Bob Arctor adındaki uyuşturucu satıcısını ve bağımlısını izlemektedir. Arctor hakkında amirine sürekli olarak bilgi vermek zorundadır. Ancak ortada ufak bir problem vardır: Bu da Fred’in aslında Bob Arctor’ın ta kendisi olmasıdır. Tabii amiri bunun farkında değil. Çünkü ikisi de “karıştırıcı giysi” denilen sesi ve görüntüyü tanımlanamayacak hale getiren bir giysi giymektedir. Bu giysi kişiye milyonlarca insanın görüntüsünü verir. Bir anda hem bir Afrikalının gözleri görünürken aynı zamanda bir Asyalının çenesi de görünebilir. Fred’in her gün verdiği sıkıcı raporların dışında kendi özel yaşamı ile ilgili de sorunları vardır. O kadar uzun süredir gizli kimlikle bu soruşturmayı sürdürmüştür ki o da bir D maddesi bağımlısı olmuş ve her geçen gün sona daha da yaklaşmaya başlamıştır. Bu da yetmezmiş gibi ona bir görev daha verilir: Evine konulan gizli kameralarla sürekli olarak Bob Arctor’u izlemesi ve rapor vermesi.

Film sadece Fred’in üzerine kurulu değil. Neredeyse oyuncuların hepsinin karakteri baskın. Motor ağızlı, çok bilmiş, iki yüzlü Jim Barris (Robert Downey Jr.) bunlardan bir tanesi. Çenesinin düşüklüğü sayesinde R. Downey Jr. her bulunduğu karede ön plana çıkıyor. Garip çıkışları bence filmdeki en eğlenceli sahneleri oluşturuyor. Ernie Luckman (Woody Harrelson) ise Arctor’un isterik ev arkadaşı. En az Downey kadar başarılı bir oyunculuk sergiliyor. Bir de Arctor’un “seks fobik” uyuşturucu satıcısı kız arkadaşı Donna Hawthorne (Winona Ryder) var. Bu karakterlerin hepsi D maddesi bağımlısı. Kendi paranoyak dünyalarında yaşıyorlar. Bu da diyaloglarını daha da ilginç ve komik hale getiriyor. Diyaloglar her ne kadar komik olsa da filmin genelinde karanlığı ve melankoliyi sürekli hissettim.

Keanu Reeves’in bariton sesi çoğu filmde bana fazlasıyla “kazma” gelirdi. Ama bu filmde onun yerine başka birisini canlandıramıyorum. Yarı İngiliz, yarı Çinli-Hawaii’li Reeves, Lübnan’da doğup Kanada’da büyümüş. Bu davranışlarına da yansımış. Sanki sürekli başka şeyler düşünüyormuş gibi görünüyor. Bu karışık yapısıyla da film için biçilmiş kaftan. Yazının başında alıntıladığım kısmı bir de onun ağzından dinlediğinizde, eminim ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Philip K. Dick’in aynı adlı romanından uyarlanan Karanlığı Taramak (2006), Richard Linklater tarafından beyazperdeye aktarıldı. Aynı zamanda Blade Runner, Total Recall, Minority Report filmlerinin de temelini oluşturan kitapların yazarı olan PKD, Karanlığı Taramak için şunları söylemiş:

Bu romanı yazmak da, okumak da kalbimi burktu… Onun bir başyapıt olduğuna inanıyorum. Sanıyorum bu benim yazacağım tek başyapıt.
…komik bölümleri, yazılmış olanların en komikleri, üzücü bölümleri ise tüm yazılanların en üzücüleriydi ve hepsi aynı kitapta toplandı.

Linklater bu filmde ikinci defa “interpolated rotoscope” tekniğini kullandı. İlki 2001 yapımı Waking Life adlı filmiydi. Bu teknikte canlı görüntü animatörler tarafından kare kare çizilir ve tekrar kaydedilir. Yani yönetmenin sözleriyle “film iki defa çekilir”. Bir önceki filmde de bunu başarılı bir şekilde kullanan yönetmen, Karanlığı Taramak’da kendini daha da geliştirmiş. Aynı zamanda filmin senaryo yazarlığını da yapan Linklater, şimdiye kadar Dick’in kitaplarına en bağlı kalan yönetmen olarak görülüyor.

Etiket: , , , ,


Yazar Hakkında

Marmara Üniversitesinde öğretmenlik okurken istediği mesleğin bu olmadığına karar verip web yazılımcılığına geçmiş; aldığı bu karar yıllar sonra Amsterdam'a taşınmasına sebep olmuştur.