Kızıl Yükseliş

Kızıl Yükseliş – Pierce Brown

Cesur öncüler, itaatin en yüce erdem olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Her şeyin üzerindedir itaat, saygı, fedaakarlık, hiyerarşi…

Darrow, Lykos’un madenlerinin en iyi cehennemdalgıcı ve bir kızıldır. Kızıl, Mars renk hiyerarşisinden en aşağı renktir ve tüm (neredeyse) kızıllar kendilerinin öncü olduklarını ve Dünya yaşanılmaz olmadan önce Mars’ı diğer renklere hazırladıklarını düşünürler. Tabii gerçekler bundan çok daha farklıdır. İnsanlık yüzyıllar önce ayda kolonileşmeye başlamış ama orada olmalarına rağmen dünyadaki zenginler onlardan vergi almaya devam etmiş. Sonunda isyan eden Toplum, savaşı kazanmış. Marsa kızıllar beş yüzyıl önce gelmiş. Diğer renkler ise üç yüzyıl önce. Dünyalaştırma çoktan gerçekleşmiş ama bu kızıllardan hep saklanmış. Onları diğer gezegenleri dünyalaştırmakta kullanılan helyum3 çıkartılması için kullanmaya devam etmişler.

Darrow, Defne’yi kazanabilmek için elinden geleni yapar ve onu elde ettiğine emindir. Ama Defne’yi başka bir klana verirler. Kocası Darrow’un daha büyük işler başarabileceğine inanan Eo, onu değiştirmek için daha yüksek renklere baş kaldırır ve idam edilir. Bunun üzerine çok büyük bir suç işleyen Darrow da asılır, ancak ölmez. Daha sonradan fark edecek ki kendisi Ares’in Oğulları tarafından kurtarılmıştır. Eşini kaybetmenin travmasını atlatamadan, kendisinin bir Altına (en yüksek renk) dönüştürülüp ardında Enstitü’ye sızıp galaksileri yöneten biri haline gelmesine ikna edilir.

Enstitü’de nasıl bir sınavdan geçeceğine dair hiçbir fikri yoktur ve orası hiç de tahmin ettiği gibi bir yer değildir…

Başta biraz Açlık Oyunları ile Yaşlı Adamın Savaşı karışımı gibi geldi ama sonra hikaye geliştikçe özgünlüğünü kazandı. Her ne kadar bazı noktaları eksik kalsa da kendisini soluksuz okutmayı başardı. Bence bunu sağlayan en önemli unsurlardan biri aksiyonun sürekli olması. Aynı zamanda hikaye gelecekte ve yüksek teknolojinin olduğu bir çağda geçse de sınavın daha ilkel araçlarla ve çoğunluksa başarılı stratejilerle ilerlemesi beni kendisine çekti.

Zayıf gördüğüm noktası da kadın karakterler. Darrow’a sürekli akıl veren Eo, kocasını “gaza getirmeye” çalışmak yerine kendisi öncü olabilirdi. Ya da yine aynı şekilde Kısrak, o kadar uğraşarak kazandığı mevkisini neredeyse hiç düşünmeden Darrow’a bıraktı. Kendisi başarılı olamaz mıydı yani? Sınavı kazanmak için illa ki bir kahraman mı olmak gerekiyordu?

Bunlar beni rahatsız etmiş olsa da karakter kurgusunun başarısı ve kartların kimin elinde olduğunu neredeyse hiç kestirememek kitabı başarılı kılmış.

Serinin üçüncü kitabı Sabah Yıldızı’nın Goodreads’de 2016 yılının en iyi bilim kurgu kitabı seçildiğini görünce merak edip okumaya başladım ve açıksa söylemek gerekirse kendini haksız çıkarmadı.

 

Etiket: , ,


Yazar Hakkında

Marmara Üniversitesinde öğretmenlik okurken istediği mesleğin bu olmadığına karar verip web yazılımcılığına geçmiş; aldığı bu karar yıllar sonra Amsterdam'a taşınmasına sebep olmuştur.