Konuşulmayan - Demokan Atasoy

Konuşulmayanı Konuşmak

Demokan Atasoy’u önce ‘Gerisi Hikaye’ isimli podcast ile daha sonra çeşitli öykü seçkilerinde yayınlanmış korku öyküleriyle tanıdık. Yine Rabarba dergisindeki ‘Canavarlar, Yaratıklar, Manyaklar’ köşesindeki yazılarını her ay ilgiyle takip ediyoruz. İlk romanı, Oğlak Yayınlarından çıkan ‘Konuşulmayan’ ise gerilim türünde nitelendirilse de psikoloji ve dram öğelerini de yoğun olarak barındıran bir eser. Kendisi, kitabını tuhaf-kurgu olarak nitelendiriyor.

Demokan Atasoy

Konuşulmayının Konusu

Roman 1980-90’lı yılların Türkiyesinde geçiyor ve baş kahraman Dalınç’ın kendisi için dönüm noktası olan anıları hatırlamasıyla bizi aynı zamanda 1960-70’li yıllara da götürüyor. Yazarın bu dönemlerin atmosferini yaratmada son derece başarılı olduğunu düşünüyorum. Sadece dönemin siyasi ve sosyal ortamı değil, aynı zamanda günlük hayatın ufak detaylarının canlı bir şekilde aktarılması ve yazarın  sinematografik anlatımının da etkisiyle, okumuyor adeta yaşıyoruz o dönemleri.

Roman iki ayrı karakterin gözünden aktarılmış. Hande’nin hayatından ufak bir kesitle giriş yapıp Dalınç’tan nasıl tanıştıklarını ve ilişkilerini dinliyoruz. Hande’nin anlattığı kısımlar Dalınç’ınkilere göre çok daha kısa ama etkili. Biraz daha ayrıntıya girersek Hande genç yaşlarında başarılı ve göz önünde olmuş ancak zamanla gözden düşmüş bir manken. Dalınç ise despot bir anne tarafından büyütülmüş ve küçük yaşta babasını kaybetmiş, kırklı yaşlarına geldiğindeyse hala annesinin sözünden çıkmayan sosyal hayatı, arkadaşları olmayan pasif ve vasat bir devlet memuru. Annesinin hastalığı ile Dalınç’ın hayatı değişmeye başlıyor. Annesinin cesedini teşhis etmek için gittiği morgda Hande’ye aşık oluyor ve onu alıp evine götürüyor ve aralarındaki tuhaf aşk ilişkisi başlıyor.

Dalınç ve Hande’nin hikayesini okurken kitabın sonuna kadar birbirinden çok farklı sonlar ve aslında bu aşkın nasıl mümkün olduğuyla ilgili çeşitli teoriler ürettim. Hande bir zombi miydi, ya da bir succubus olabilir miydi, yoksa her şey Dalınç’ın hayal dünyasında mı gerçekleşiyordu? O ilk öpüşle Dalınç Hande’yi uyandırmış mıydı yoksa kendisi tuhaf bir hayale mi dalmıştı?

Konuşulmayan Hakkında Konuştuklarımız

Konuşulmayanı okuduktan sonra hakkında “konuşmak” için Demokan Atasoy’la buluşup kitabı hakkında keyifli bir sohbet ettik. Açıkçası bu sohbet sırasında “Konuşulmayan”ı konuşmanın oldukça zor olduğunu farkettik Romanın sonunu her birimiz farklı algılamıştı ve kafamız oldukça karışıktı. Demokan, biz nasıl anladıysak kitabın öyle sonlandığını söyleyerek bizi daha fazla soru işaretine boğdu. Algıladığımız sonlar birbirinden bu kadar farklıyken hepsi nasıl aynı anda doğru olabilirdi? Başkaları nasıl anlamıştı? Aslında kitabın içerisine zekice yerleştirilen ip uçları her bir çıkarımın bir şekilde doğru olduğu kanısına ulaşmamızı sağlıyordu. Gerçekten hepimiz de haklı olabilirdik, sonunda bu duruma alışıp rahatlayabildik, neyse ki… ☺

Tüm roman Demokan’ın günün birinde aklına gelen bir cümleden çıkmış: Genç adam ve ölü kız. Kızın önceleri bir kimliği yokken yazım serüveni süresince gelişmiş, bir isim ve karakter edinmiş. İlk bölüm diğerlerinden çok daha sonra yazılmış.

Demokan bu kitabı tam 8 yılda tamamlamış, tüm cümleler üzerinde, en mükemmel haline getirmek için çok titizce çalışmış.

En önemli özelliği yazım dilinin akıcılığı. Her bir cümlenin özenle yazıldığı o kadar belli ki, elinize aldığınızda bırakamıyorsunuz, kelimeler sizi sayfalarca ileriye taşıyor siz hiç farkına varmadan.  Elinizden bırakamamanızın bir nedeni de karakterler, karakterlerin psikolojik durumları ve kitabın sonuna dek insanı saran bir merak duygusu. Tüm bunların etkisiyle 2 günde bitiriverdiğim ve aklımda çok yer eden bir eser oldu Konuşulmayan. Türün meraklılarına tavsiye ederim.

 

Etiket: ,


Yazar Hakkında