Marslı – Andy Weir

Ares 3 ekibi Mars’taki görevlerinin 6. gününde olumsuz hava şartları sebebiyle görevi iptal edip Dünya’ya dönmek zorunda kalırlar. Ancak talihsiz bir kaza geçiren Mark Watney arkadaşları tarafından öldü sanılıp terk edilir. Uyandığında kendini yapayalnız bulan Mark ekibine kızgın değildir. Herkesin onu ölü sanmasına rağmen hayattadır ve hayatta kalmak için tek başına çözmesi gereken problemleri vardır.

Kapak resmi Arthem Rhads Cheboha’nın fan art çalışmasıdır.

Goodreads kullanıcılarına göre 30561 oy ile 2014’ün en iyi bilim kurgu romanı seçilen Marslı İthaki Yayınevi sayesinde dilimize çevrildi ve yayınlandı. Bir okuyucu olarak yeni çıkan bilim kurgu kitaplarını bize kazandırma konusundaki çabalarını takdir ediyorum. Ancak baskı konusunda biraz acele edilmiş olabilir çünkü kitaptaki yazım hataları zaman zaman okumayı güçleştiriyor.

Dünya’nın En Meşhur Adamı Mars’ta

Daniel Defoe’nun Robinson Crusoe’u daha önce 1964 yılı yapımlı bir filmle Mars’a ayak basmış. Ancak bu seferki biraz farklı. Baş kahraman Mark zeki olduğu kadar esprili ve her şeye pozitif bakan bir astronot. Ekipteki en düşük rütbeli kişi olmasına rağmen mekanik mühendisliği ve botanik konusundaki bilgilerini kullanarak işleri yoluna koymaya çalışıyor. Kitapta Mark’ın hikayesini kendi ağzından dinliyoruz. Hemen hemen her gün günlük tutan Mark yaşadıklarını ağzı bozuk bir şekilde lafını sakınmadan okuyucuya aktarıyor. Mark’ın yaptıklarını anlamak ve hayal etmek gerçekten çok güç. O MacGyverımsı işleri yaparken siz de ona yetişmeye çalışıyorsunuz. Su, yiyecek, atmosfer, enerji ve iletişim Mark’ın sorunlarının temelini oluşturuyor. Tüm bunları elde etmek, saklamak ve korumak adına kendini oradan oraya vuran bir garip Marslı kendisi. Kitabın çoğunda bilimsel açıklamalar yer almasına rağmen okuma asla sıkıcı hale gelmiyor. Bunun sebebi Mark’ın harika günlük tutması.

Bu tarz bir uzay macerasının acıklı ve dramatik olması gerekirdi diye düşünebilirsiniz. Benzer kurgulu hikayelerin çoğu da öyledir. Söz konusu Mars’ta yalnız kalmaksa karşılaşacağınız şeyler pek de eğlenceli olmaz. Karamsarlık, çaresizlik ve yalnızlık kaçınılmazdır. Mars’ın soğuk ve sessiz çöllerinde Mark gibi birisinin bile karamsarlığa düştüğü anlar oluyor. Ama bu anlar çok nadir ve Mark önündeki sorunlara odaklanıp kendisini avutmayı başarıyor. Kitabı farklı kılan da Mark’ın bu tavrı zaten. Diğer türlü olsa benzerlerinden bir farkı olmazdı diye düşünüyorum.

Ares 3 ekibini Mars’a getiren Hermes – Fancisdrakex’in fan art çalışmasıdır.

Yazar Hakkında

Andy Weir bir yazılımcı ve kendini bir “inek” olarak tanımlıyor. Daha 15 yaşındayken Amerika Enerji Bakanlığı’nın Ulusal Laboratuvarında çalışmaya başlamış. Küçükken okuduğu Heinlen, Clarke ve Asimov romanları sayesinde bir bilim kurgu aşığı. Uzay yolcuğu ilgi duyduğu alanlardan biri. Bir gün Mars’a insanlı yolculuk konusuna kafa yormaya başlamış ve bu yolculuğun teknik açıdan nasıl olabileceğini araştırmış. Araştırmalarını hikaye haline getirip İnternet üzerinde yayınlamasının üzerine hikayeyi beğenen insanlar ondan hikayeyi ebooka çevirmesini istemiş. Marslı bir süre ebook olarak bedava okunmuş. Oldukça beğenildiği için de Andy Weir bir yayınevinden basım teklifi almış. Ve işte böylece Andy Weir’in ilk romanı Marslı Amazon’un en çok satanlar listesinde yerini almış durumda.

andy_weir

Mark Watney, Andy Weir’ın olmak istediği her şey. Bana sorarsanız ta kendisi.

Andy Weir kitabı yazarken anlattıklarının doğruluğuna önem vermiş. Özellikle Hermes’in Mars’a gidiş ve dönüş rotası üzerine oldukça kafa yormuş. Bunu doğrulamak için bir simülasyon bile yapmış. Ama uydurma olan kısımlar da yok değil. Örneğin yazar kitabın başlangıcındaki kaosu MTA’nın patlaması ile vermeyi de düşünmüş. Fakat çoğu insan Mars’taki kum fırtınaları konusunda bilgisiz olduğundan ve böylesi daha dramatik olacağından yalan söylemeyi tercih etmiş. (Mars’ın atmosferi Dünya’nınkinin %1’inden azdır. Mars’taki fırtınaları hissetmek imkansızdır. 50 km/sa hızında bir fırtına 1 km/sa gibi hissedilir.)

Hikaye boyunca Mark’ın başına gelenler olası şeyler. Tabi ki Mars’ta güllük gülistanlık 500 sol geçirmesini beklemiyoruz. Andy Weir, baş kahraman Mark Watney’nin başını belaya sokarken bunu nasıl çözeceğini düşünmemiş. Önce sorunları yaratıp sonra çözümleri aramış. Çözümleri yetersiz kaldığında Mark’ın sorunu çözmek için ihtiyacı olan şeyi bir önceki bölüme eklemiş. Yazar olmanın güzel yanı da bu diyor kendisi. Yazarın yarattığı sorunları çözerken Mark Watney agile çalışıyor. Sonraki engeline pek kafa yormadan önce önündeki sorunu çözmeye odaklanıyor. Agile bir yazılım geliştirme metodolojisi. Kendisi de bir yazılımcı olan Andy Weir bu metodolojiden ilham almış olsa gerek.

Mark Watney, Andy Weir’ın olmak istediği her şey. Bana sorarsanız ta kendisi. 2015‘te Ridley Scott’ın yönetmenliğinde sinemaya uyarlanacak filmde baş role Matt Damon uygun görülmüş. Bu rolü Andy Weir kendisi oynayabilirdi diye düşünüyorum. Kitabı okuyup yazarın 13 Şubat’ta Talks at Google‘da yaptığı söyleşiyi izleyince siz de aynı şeyi düşünebilirsiniz belki.

Eğer Mars’ta terk edilmiş olsanız yanınızda olmasını istediğiniz kişi kesinlikle Mark Watney olurdu. Zaten kitabı okuduktan sonra tek başınıza bile hayatta kalabilecek duruma geliyorsunuz.

Kitabı okuduysanız spoiler içeren şu tatlı animasyonu izlemenizi öneririm. Henüz okumadıysanız mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Etiket: , , , ,


Yazar Hakkında

1984 doğumlu. Evli.Tenten'in annesi. Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisi olmasına rağmen çok sevdiği denizi bırakıp yerleşik hayata geçti. 2009'dan beri yazılım sektöründe test mühendisi olarak çalışıyor. Bilim kurguyu, kitapları ve hayvanları çok seviyor.