Person of Interest

“İzleniyorsunuz! Hükümetin sizi her günün her saati izlediği gizli bir sistemi var…”

Tamtam, duman veya ıslığın iletişim aracı olarak kullandığı çağlardan beri insanoğlu, haberleşme ihtiyacını gidermenin farklı yollarını üretme konusunda çıtayı hep daha yükseğe koydu. Günümüzde ise hedefler öylesine öngörülemez noktalara geldi ki; artık “iletişen insan” evrimleşerek; “yayın yapan insan” haline geldi. Ne var ki; elimizdeki bu lüks (bir anlamda da güç) zaman zaman sahibini bile korkutan bir hal alabiliyor. İnterneti, özellikle de sosyal medyayı kullanan herkes bir yandan iletişimin farklı boyutlarını tatmanın keyfini sürerken; diğer yandan da kendisini deşifre olmuş ve tehlikeye açık hale gelmiş gibi hissetmeye müsait hale geliyor.

11 Eylül 2001 tarihinde New York’ta bulunan Dünya Ticaret Merkezi başta olmak üzere, ABD’de toplam 4 adet noktaya yolcu uçaklarının düşürülmesiyle gerçekleşen ve yakın tarihe damgasını vuran terörist saldırı hepimizce malum. Yaşanan bu üzücü olaydan sonra ABD Hükümeti’nin hem ülke içinde hem de dışında aldığı önlemler ve izlediği politikalar ise gündemi meşgul etmiş ve tartışmalara zemin hazırlamıştır. 

Person of Interest, bu iki konudan yola çıkarak; her zaman iddia edilmiş ama hiç bir zaman ispatlanamamış bir hikayeyi taşıyor ekrana.

Yapımcılığını CBS isimli yayın kuruluşunun üstlendiği dizi, 11 Eylül saldırılarından sonra güvenlik kameralarından telefon konuşmalarına, banka hesaplarından sosyal medya hesaplarına kadar her türlü enformasyonu toplayabilen ve analiz eden bir süper bilgisayarın yaratılması hikayesi üzerine kurgulanmış.

Açık veya kapalı devre ayırmaksızın bütün sistemlere girebilen bu süper bilgisayar, Harold Finch ve Nathan Ingram isimli iki yazılım dehası kafadar tarafından tasarlanmış ve ABD’yi terörist saldırılardan koruması için sadece 1 dolar karşılığında hükümete satılmıştır.

Harold Finch

2011 tarihinden bu yana yayında olan dizi, bahsettiğim sistemin hükümete teslim edilmesinden sonraki 10 yıllık süreci bir sır perdesi olarak saklıyor. Zaman zaman yaşanan geriye dönüşler ile hikayenin belli bölümleri bizimle paylaşılsa da; 3. sezonu bitmek üzere dizinin takipçileri, bu 10 yıl içinde neler yaşandığına hala tam olarak hakim değil.

Fakat bildiğimiz bir şey var ki; ilk etapta aktif terör faaliyetlerini gerçekleşmeden önce tespit ederek otoriteleri uyarması için tasarlanan sistem, kendisini zaman içinde geliştirerek; sıradan insanların işleyeceği sıradan suçları bile öngörür hale gelmiş. Ne var ki; hükümet, bu projeyi gizli tutmak istediğinden terör niteliği taşımayan olaylara müdahale ederek deşifre olmayı tercih etmiyor. İşte bu noktada da projenin mimarı Harold Finch devreye giriyor.

Harold Finch
Lost dizisindeki Benjamin Linus rolünden de hatırlayacağımız Michael Emerson,
bu sefer de yazılım dahisi Harold Finch rolünde.

Dizi boyunca “Makine” olarak anılan sistemin mimarı Finch, hükümetin sıradan suçlara olan kayıtsızlığına dayanamayarak; sistemde kendisi için açık bıraktığı gizli bir bağlantı vesilesiyle sıradan suçlar hakkında bilgi toplamaya engel olmaya karar verir. Fakat kendisi sadece bir yazılım mühendisi olduğundan; gözetleme ve gerektiğinde müdahale etme konusunda saha tecrübesi yoktur. O dönemde hayatı tamamen alt üst olmuş olan eski Yeşil Bereli ve CIA ajanı John Reese, sokaklarda yaşayan evsiz bir adamdır. Yanlış zamanda yanlış yerde olmasından dolayı polis tarafından göz altına alınınca Finch’in radarına girmiş olur.

Yıllarını görev bilinci ve disiplin konularıyla harcadıktan sonra amaçsızca sokaklarda yaşamaya mahkum olan John Reese, Harold Finch’in kendisiyle temas kurarak; yeni bir görev ve masum insanları koruma amacı vermesi üzerine hayata yeniden bağlanır ve bütün vaktini Finch’in kendisini yönlendirdiği olayları çözmeye ve masumların zarar görmesini engellemeye adar.

John Reese

Ülkemizde “Tutku – İsa’nın Çilesi” adıyla gösterilen filmde başrolü oynayan Jim Caviezel, John Reese rolünü canlandırıyor.

Makine’nin çalışma şekli ise başlı başına bir gizemden ibaret. Topladığı bilgiler ve yaptığı analizler hakkında hiç bir detay vermeyen sistem, sadece olaya karışacak kişi ya da kişilerle ilgili bir kod paylaşır. Bu kod ise, Harold Finch’in komuta merkezinde bulunan devasa kütüphanesindeki kitapların tasnifinde kullandığı Dewey Ondalık Sınıflandırma Sistemi ile çözülebilir. 1851-1931 yılları arasında yaşayan ve çağdaş kütüphaneciliğin kurucusu sayılan Melvil Dewey’in geliştirdiği ve günümüzde halen kullanılan bu sistemin hikayede kendine yer bulması, hem Harold Finch’in entelektüel kimliğini yansıtması bakımından hem de bu gizemli hikayeye yeni bir bulmaca katıyor olmasından dolayı keyif verici bir unsur olarak dikkat çekiyor.

Dizide “Makine” ve Finch’in gizem dolu hikayesi asıl hikayeyi oluştursa da; her sezonda bütün sezona yayılan bir alt hikaye ve her bölümde yardıma ihtiyaç duyan insanlarla ilgili küçük hikayeler var. Sezona yayılan hikayelerinde polis teşkilatındaki illegal yapılanmaları, hükümet seviyesindeki karanlık planları veya mafya patronu olan bir tarih öğretmenini izlediğimiz dizinin, eskiyi hatırlama sahnelerinin ise yine Makine’nin sakladığı veriler arasından seçilerek sunuluyor olması, izleyiciyi hikayenin daha da içine çekiyor.

Diziden bir flashback sahnesi
Hikayede geçmiş ve şimdiki zaman arasında yapılan geçiş.

Normalde dizi tanıtımlarımda dizideki karakterleri tek tek tanıtmayı yeğlerim. Ancak Person of Interest’te hikaye o kadar beklenmedik yerlere sürükleniyor ki; baş roldeki 2 karakter dışındaki karakterlerden bahsedersem, dayanamayıp spoiler vermekten çekiniyorum açıkçası. Yaz mevsiminin gelmemek için direndiği bu günlerde bilim kurgu ve suç temalı hikayelere ilgi duyanlara Person of Interest’ten daha iyi bir tavsiye aklıma gelmiyor.

Her bölümün başında Harold Finch’in sesinden dinlediğimiz kısa açıklamanın ilk cümlesi ile başladığım yazımı, son cümlesi ile bitirmek istiyorum;

“Yetkililer tarafından arandığımız için gizli çalışıyoruz. Siz, bizi bulamazsınız. Ama mücrim ya da mağdur olarak numaranız gelirse; biz sizi buluruz.”

Etiket: , , , ,


Yazar Hakkında

1983 yılından bu yana İstanbul'un muhtelif semtlerinde kendisine rastlanan şüpheli, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nde öğrenciyken merak sardığı bilgisayar programcılığını meslek edinmiştir. Kendisini görenler veya tanıyanlar, Alo 171 Sigara Bırakma Hattı veya 190 Alo Fetva hattını arayarak ihtiyaçları olan her konuda yardım alabilirler. Şüpheli şahıs, bu konuyu sorun etmeyecektir.