Dizi Salem

Tarih: | Yazar: Baran Uluerler

2

Salem


Cılız mumların kendilerini aydınlatmakta bile zorlandığı uzun ve karanlık bir koridorda yolun sonunu görmekte güçlük çeken bir rahip ve 3 adam yavaş adımlarla ilerliyordu. Eski ve rutubetli ahşap zeminin tahtaları yer yer birbirinden ayrılmış, duvarlara ise mumlardan oluşan isli bir koku sinmişti. Odaya doğru ilerledikçe zeminden gelen gıcırtılar ve yoğunlaşan koku, adamların daha da hızlı nefes alıp vermesine sebep oluyordu.

Odanın girişine geldiklerinde duraksayıp içeriye göz gezdirdiler. Odanın ortasındaki kirli ve kırışmış bir çarşafla örtülmüş boş yatağı, başucunun iki yanında yanan gaz lambaları aydınlatıyordu. Rahip, az önce küçük kızlarını kurtarması için kendisine yalvaran anne ve babayı düşünürken bahsettikleri kızın nerede olduğunu anlamaya çalışıyordu. Ama eşikten içeri ilk adımını atmıştı bile…

O esnada odanın diğer ucundaki karanlık köşede bir kıpırdanma belirdi. Adamlar ne olduğunu anlayamadan beyaz bir gecelik giymiş, elleri ve yüzü yaralı, genç bir kız korkunç çığlıklar atarak karanlığı yırttı ve yatağa basıp rahibin üzerine tırmandı.

Korkudan kendini kaybeden rahip “ALIN ŞUNU ÜZERİMDEN! YARDIM EDİN! ÇABUK YATAĞA BAĞLAYIN VE KAÇMASINA İZİN VERMEYİN!!” diye haykırarak yanındaki adamlardan yardım istedi. Şoku atlatan 3 adam, kızı rahibin üzerinden güçlükle alıp yatağa bağladığında kızın haykırışları ve yüzündeki dehşet verici ifade kaybolmuştu.

Simsiyah küçük gözleri yaşlarla dolan kız, tek eliyle rahibin kolunu sıkıca kavrayarak yalvarmaya başladı; “Ne olur yardım edin efendim! Kurtarın beni…”

Bir süredir cadıları avlamakla uğraşan ve bu konuda zafere ulaşmaktan hayli uzak olan rahip, kızın bilincinin açık olmasını fırsat bilerek cadıların isimlerini sordu. Zira onu kurtarmasının tek yolu, ona bu eziyeti çektiren cadı veya cadıları bulup; yok etmesiydi. Ancak kız herhangi bir isim veremiyordu. Korkudan titreyen bedenine güçlükle hakim olan genç kız, pederin kolunu bırakıp kapıyı gösterdi ve “İşte orada…” diyebildi.

Az önce geçtikleri eşiğe doğru dönüp bakan 4 adam ise hiç kimseyi göremediler. Kızın bu gecelik yeteri kadar hırpalandığını düşünen rahip, ona uyumasına yardımcı olacak bir karışım içirdi. Şefkatli bir şekilde küçük kızın başını okşadıktan sonra yanındaki 3 adamı da alıp; odadan ayrıldı.

Adamların gidişini ıslak gözlerle izleyen genç kız, eşiğin hemen yanında bir karartı farketti. Kırışık, çürümüş, uzun siyah tırnaklı bir ayak ışığa doğru adım attı. Sadece aylar önce ölmüş bir bedene ait olabilecek olan bu ayağı, bedenin geri kalanı da takip etti. Gaz lambasının hükmünü neredeyse yitirmeye başladığı bir mesafede az önceki ayağı andıran yaşlı, buruşuk ve çürümüş bir kadın yüzü belirdi. Kocaman sarı gözlerini sonuna kadar açmış olan cadı, avının üzerine atlamaya hazırlanan bir kurt gibi dişlerini gösterdi ve korkunç bir hırıltı çıkarttı. Çoğu dişi eksik, kalanları ise kan ve et parçaları ile koyu bir renge boyanmıştı. Dehşet içinde kendisine bakan kızın üzerine çullanan cadı, kızın boynundan kocaman bir ısırık aldı.


Hristiyan dünyasında ‘Karanlık Çağ’ olarak adlandırılan, engizisyon mahkemelerinin hüküm sürdüğü ve pek çok insanın muğlak suçlamalar sonucu korkunç işkencelere maruz kaldığı veya hayatını kaybettiği dönemi bilmeyeniniz yoktur.

burned-at-the-stake

Bu döneme damgasını vuran konulardan biri ise şüphesiz ki; ‘Cadı Avı’ olarak adlandırılan idam ve işkence dolu olaylar silsilesidir. 1480 – 1750 yılları arasında yaşanan bu süreçte 40.000 ile 60.000 arasında insanın cadılıkla suçlanarak öldürüldüğü bilinmekte. Bu korkunç rakamın dörtte üçünü ise kadınlar, özellikle de yaşlı kadınlar oluşturmakta.

ABD’nin Massachusetts eyaletindeki en eski yerleşim yerlerinden birisi olan Salem, 1692-1693 yıllarında çoğunluğunu kadınların oluşturduğu toplam 20 kişinin cadılık suçuyla idam edilmesine ev sahipliği yapmış ve tarihe ‘Salem Cadı Duruşmaları’ olarak geçecek bu olaya adını vermiş bir şehir.

Henüz 5. bölümü yayınlandığından ötürü karakterlerini tanıtmak için vaktin biraz erken olduğunu düşündüğüm ve yazımın girişinde ilk bölümden ufak bir sahneyi size tasvir ettiğim dizi ise tam olarak bu şehri ve yaşanan olayları işliyor. Ancak farklı bir perspektiften…

salem_group_shot

Dönemin baskıcı yöneticileri ve din adamları yüzünden gizli aşkı John’dan ayrılmak zorunda kalan ve ondan 3 aylık hamile olduğunu saklaması gereken Mary Sibley, yakın bir arkadaşının yardımıyla doğmamış bebeğini şeytana kurban eder ve karşılığında hayli güçlü bir cadı olur.

ABD’nin henüz kurulmadığı; İspanyol, İngiliz ve Fransız’ların kurdukları koloniler ile bu topraklara hakim olmaya çalıştığı o yıllarda orduya katılan John Alden ise; Mary’den ayrıldıktan 7 sene sonra sevdiği kadına ve evine geri döner. Ancak artık hiç bir şey eskisi gibi değildir.

Püritenizm inancının hakim olduğu Salem’de zevk ve sefa düşkünlüğü, (bu düşkünlüğe kendini kaptıran kişilerin sosyal statüleriyle ilintili olarak) suçtur veya değildir. Katı kuralları ve acımasız yaptırımlarını dizi boyunca izleyeceğimiz Püritenizm ise, 16. ve 17. yüzyıllarda İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth’in kilisede başlattığı reform hareketine tepki olarak şekillenen ve köklerini Protestan mezhebinden alan bir doktrindir. Zira Püriten kelimesi o dönemde ‘zevk karşıtı’ anlamında da kullanılmaktadır. İngiliz anayasası tarafından oldukça sıkı yaptırımlar ile kısıtlanan ve yayılmasının önüne geçilmek istenen bu doktrin, cemaatinin Hollanda, Galler ve İrlanda gibi farklı coğrafyalara göç etmesiyle yayılmayı başarmış; hatta Cambridge Üniversitesi’nin belli bölümlerine kadar nüfuz edebilmiştir.

Dizide, Salem Cadı Duruşmaları boyunca idam edilenlerin değil; din ve devlet adamlarını manipüle ederek duruşmalara nüfuz edenlerin gerçek cadılar olduğu kurgusu bizlere sunuluyor. Duruşmalarda idamına karar verilen herkesin masum olmasına rağmen cadıların kurguladığı türlü oyunlar, din ve devlet adamlarının bağnazlığı ile birleşerek korkunç idamlara sebep olurken; bol miktarda kara büyü ve şiddet içeren sahne de bizleri bekliyor. Bu noktada genç izleyicilere ve kalbi sağlam olmayanlara ufak bir uyarıda bulunmakta fayda görüyorum.

Gözünü güç ve hırs bürümüş insanların kendi arzularına ulaşmak uğruna yüce yaratıcının isteklerini nasıl rahatça çarpıttığını izlerken; bu hikayenin ülke olarak hepimize gayet tanıdık geleceği hissine kapıldım.

Yazımı bitirirken; canı pahasına ailesine ekmek götürmeye çalışan ve bu bedeli sonunda ödemek zorunda kalan Soma şehitlerine Allah’tan rahmet, yakınlarına ise sabır diliyorum.

Etiket: , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

1983 yılından bu yana İstanbul'un muhtelif semtlerinde kendisine rastlanan şüpheli, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nde öğrenciyken merak sardığı bilgisayar programcılığını meslek edinmiştir. Kendisini görenler veya tanıyanlar, Alo 171 Sigara Bırakma Hattı veya 190 Alo Fetva hattını arayarak ihtiyaçları olan her konuda yardım alabilirler. Şüpheli şahıs, bu konuyu sorun etmeyecektir.