Film The Giver (Seçilmiş)

Tarih: | Yazar: Yasemin Yiğit Kuru

3

The Giver (Seçilmiş)

Başarılı oyuncu kadrosu ve distopik kurgusu ile dikkat çeken The Giver (Seçilmiş) Ağustos 2014’te Amerika’da yayınlandı. Türkiye’de ise vizyon tarihi 10 Ekim 2014. 6.7’lik imdb puanı izlemeden önce demotive etse de yeni bir distopya filmi çevrilmiş hevesiyle izledim. Normalde başka mecralarda çoğunluğun görüşü bana pek uymasa da IMDB’nin hep haklı çıkmasına giderek daha çok şaşırıyorum. Bakalım aynı fikirde olmadığımız bir film çıkacak mı gelecekte?

Filmin başarılı oyuncu kadrosu

Filmin başarılı oyuncu kadrosu

Filmin Konusu

Savaşlar nedeniyle yok olup yeniden kurulmuş geleceğin dünyasında mükemmel bir sistem kurulması amaçlanmış ve savaşları, insanlara acı veren her olayı önleyici önlemler alınarak toplum yeniden şekillendirilmiştir. İnsanlar arasındaki farkların kaldırılarak aynılığın (sameness) sağlandığı, özel hayatın ve seçimlerin engellendiği bu sistem Yaşlılar adı verilen bir grup insan tarafından yönetilmektedir. Bu düzenin insanlık için en iyi sistem olduğuna inanan insanlar artık acı çekmeyecekler, savaşlar sonucunda yok olma tehlikesi yaşamayacaklardır. Bunun tabii ki büyük bir bedeli de vardır. İnsanlar acıyla birlikte sevgiyi de hissetmemekte, dünyayı siyah beyaz görüp renkleri fark edememektedirler.

jonas

Hava kontrolü sayesinde her zaman aynı mevsimi yaşamakta, yağmur ve karı tanımamaktadırlar. Yaşlılar bireylerin evlenecekleri insanlara, çocuklarına, sahip olacakları mesleklere karar vermekte ve insanlar sorgusuz sualsiz bu durumu kabul etmektedirler. İnsanların hiç bir konuda seçim hakkı bulunmamaktadır. Tabii bu düzene her bireyin uyması zor. Ama bu sorun da çok klasik bir şekilde çözümlenmiş. İnsanların, hissetmelerini engelleyen bir ilacı her sabah kendilerine enjekte etmeleri vasıtasıyla düzene hem fiziksel hem de sosyal olarak uymaları sağlanmaktadır. Ayrıca insanlar geçmişe dair hiç bir şey hatırlamamaktadırlar.

Geçmiş düzene dair tüm hafızası silinmiş olan bu toplumun doğru kararlar alabilmek için geçmişin bilgilerine ihtiyacı vardır. Bu bilgileri hatırlamak topluma zarar vereceği için, özel yeteneğe sahip olan tek bir kişi seçilir ve toplumdan izole bir şekilde yaşayarak Yaşlıları  önemli konularda yönlendirir. Bu kişi Receiver of Memories (Hafıza Taşıyıcısı) olarak adlandırılır. Filmin anlatıldığı dönemde yeni nesilden Jonas adında bir çocuk hafıza taşıyıcısı olarak seçilip mevcut taşıyıcıya eğitilmek üzere gönderilir.

giver

Mevcut taşıyıcı artık kendine The Giver (Aktarıcı) demektedir ve son hızla geçmişin güzelliklerini genç arkadaşımıza aktarmaya başlar. Jonas, ilacı almayı bırakır ve öncelikle renkleri görmeye başlar, kız arkadaşına aşık olur, konuşulan dili kalıpların dışına çıkarak konuşur. Lugattan kaldırılmış ‘sevgi’ gibi sözcükleri kullanır örneğin.

thegiver-ball-review-the-giver-sometimes-beautiful-but-hugely-flawed

Önceden mimlenmiş olan Aktarıcıyı (Jeff Bridges) yakından takip eden yaşlıların başı (Meryl Streep) bu durumun farkına varır. Zaten Jonas da bu sistemi yıkıp insanları hayatın güzellikleriyle tanıştırmaya karar vermiştir.

Film bir kitap uyarlaması

Film, Lois Lowry’nin aynı adlı romanından uyarlanmış. The Giver aslında üç kitaplık bir seri. The Giver, Messenger ve Son isimli kitaplardan, The Giver, Seçilmiş kişi adıyla 2010 yılında, Messenger ise Mesajcı adıyla 2014 yılında Arkadaş yayınevi tarafından Türkçe olarak yayınlanmış. Ben kitabı okumadım ama araştırdığımda 1993 yılında Amerika’da ilk kitabı yayınlanan serinin çocuklara yönelik olduğunu, 10 milyondan fazla kopyasının satıldığını ve Avustralya, Kanada ve Amerika’da orta öğrenimde okuyan çocukların okuması için önerilen kitaplar arasında olduğunu öğrendim.

The Giver kitap kapağı

The Giver kitap kapağı

Seri, bu kadar beğenilmesine rağmen çoğu  yerde de benzerlerinin üzerine hiçbir yenilik getirmemesi, farklı bir bakış açısı sunmaması ile eleştiriliyor.

Filmin benzerleri arasındaki yeri

Seçilmiş’i izlerken, öncelikle 2002 yapımı Equilibrium (İsyan) filmini çokça çağrıştırdığını fark ettim. Hissetmenin yasaklanmış olması, hislerin bastırılması için ilaç içilmesi, hissetme suçunu işleyenlerin infaz edilmesi gibi. Ben İsyan’ı, yaratılan distopik dünya, karakterler, aksiyon sahneleri ve görsellik açılarından Seçilmiş’ten çok daha başarılı buldum.

Equilibrium (İsyan)

Equilibrium (İsyan)

Ayrıca, filmin 2014 yapımı distopik gençlik filmi Divergent ile de az da olsa benzerlikler taşıdığını düşündüm. Divergent’ta, sınıflara ayrılmış bir toplum vardı. Yaşını dolduran gençler teste girip kendi özelliklerine uygun olan sınıflara atanmak zorundaydılar. Birden fazla özelliğe sahip olduğu için “aykırı” kabul edilen baş kahraman, bu özelliğini gizleyerek totaliter rejime baş kaldırıyordu. İki filmde de çoğunluktan farklı yeteneklere sahip gençlerin rejime başkaldırışı anlatılıyor. Aynı yüzeysel anlatım ve yer yer fantastik öğelerin dahil olması (özel yetenekli gençler gibi) açılarından da benzediklerini düşünüyorum.

Divergent

Divergent

Filmin / kitabın benzerleriyle arasındaki tek fark hafıza taşıyıcılığı rolü. Ama bu da o kadar ayakları yere basmayan ve filmi bilim kurgu tarzından fantastik türüne yaklaştıran bir fikir ki, yazar zorlaya zorlaya ancak bunu bulabilmiş herhalde diye düşündürüyor insanı. Özellikle hafıza taşıyıcısının bilgileri öğrencisine aktarma şekli bana fazlasıyla zorlama geldi.

thegivertwo

Filmi izlediğimde hiç bir yeni fikir ve özgünlük bulamadım. Benzer konuyu çok daha özgün, çok daha etkileyici,bilimkurgu sınırları dahilinde kalarak aktaran çok başarılı eserler mevcutken bu kadar vasat bir örneği ile tekrara kaçmanın çok fazla gereği olmadığını düşünüyorum. (Konu ile ilgili olarak Totaliter Distopyalar’a Ne Kadar Yakınız?  adlı yazımızı okuyabilirsiniz.) Yevgeny Zamyatin’in Biz’ini (1924), Ray Bradbury’nin Fahrenheit 451’ini (1953), Alan Moore’un V for Vendetta’sını (1982) okuyanlar için fazlasıyla basit ve yavan geleceğini düşünüyorum.

V for Vendetta

V for Vendetta

İyi seyirler

Etiket: , ,


Yazar Hakkında

Tüm dünyaya karşı bir kaliteci, özellikle süreçlere uymayanlara düşman. Süper kahramanlardan oluşan bir kalite takımının yöneticisi ve kurgu-bilim'in 4 silahşöründen biri. Bunlar yetmiyormuş gibi dinozor manyağı bir ufaklığın da annesi. Hepsine nasıl yetişiyor kendisi de bilmiyor ama bilimkurgu onun vazgeçilmezi. İletişim : yigityasemin1789@gmail.com



  • Okan Akıncı

    Bu yazıyı okuyunca film hakkında hayal kırıklığına uğradım. Resmen ne kadar distopik film varsa kopya çekmişler. Equilibrium, Divergent, Biz, Fahrenheit 451, V for Vendetta burada ismi geçenler. Ben de bir eklemede bulunayım, sözlükten bazı sözcüklerin çıkarılmış olması da Orwell’in 1984’ünden kopya çekilmiş. İzleme listemden çıkarmayı düşünmeye başladım, malum şu sıralar eskilerin devamı, yinelenmesi, uyarlanması veya taklitlerine zaman ayırmıyorum.

    • Yasemin Yiğit Kuru

      Equilibrium ve Divergent film olarak The Giver’dan önce yayınlanmış olsalar da The Giver’ın kitabı daha önce yayınlanmış. Bu sebeple onlardan kopya çekmiş diyemeyiz belki. Yine de benzerlerinin üzerine bir şey katmayan bir yapım olduğu kesin. Riske girmekten o kadar korkuluyor herhalde ki daha önce tutan şeyleri ısıtıp ısıtıp yeniden sunuyorlar, artık şaşırtıcı bir yapımla karşılaşma ümidim iyice kırıldı.

  • MrSeymen61

    buna kopya diyosunuz da Equals ya da Istakoz mudur nedir onun için ne diyeceksiniz.
    burdan da anlayabiliyoruzki
    FİLM SEKTÖRÜNDE HAYAL GÜCÜ ÖLMÜŞ SADECE EKLEME VAR. YENİ TEMEL ATAN YOK. DİSTOPİK VS AYNI KONUYU ELE ALAN 3-4 FİLM BULABİLİYORSUNUZ NE KADAR ACI. SANKİ AMAÇ HANGİMİZ DAHA İYİ İŞLEYECEĞİZ BU KONUYU. YAHU AYNI ŞEYLERİ SÜSLEYİP PÜSLEYİP YİNE ÖNÜMÜZE KOYSAN NE FARK EDER. YENİ BİR ŞEYLER LAZIM SAÇMA SAPAN FİLM TEKRARLARI DEĞİL