Trinidad'ın Dönüşü - Selim Erdoğan

Trinidad’ın Dönüşü – Selim Erdoğan

Selim Erdoğan’ın 4.  bilim kurgu romanı Trinidad’ın Dönüşü, 2015 bitmeden Notabene yayınevinden yayınlandı. 2012’de Denizatı Vadisi, 2013’te İkibinseksendört, 2014’te Gofer Ağacı isimli romanları yayınlanan yazar, aralıksız 4 yılı 4 güzel kitapla taçlandırdı. Umarım bu performansla devam eder ve 2016’da yeni kitabını da okuyabiliriz.

Alfa Senturi’ye Yolculuk

Daha önceki kitaplarında farklı şekillerde işlenen  insanların teknoloji, kanunlar, bilinmeyen olgular karşısındaki acizliği bu sefer uzaya taşınmış. Sonsuz ve derin uzayda küçük bir uzay mekiğine sıkışmış 3 adam, Alfa Senturi’ye doğru çıktıkları yolculuğun sonlarına doğru aldıkları bir yardım sinyali yüzünden uyandırılırlar. Yardım sinyalinin kaynağını ararken oldukça ilginç durumlarla karşılaşırlar.

Virgo 2, insanlı mürettebat ile güneş sisteminin dışına çıkan ikinci yolculuk projesidir. Ekipte bir astronom, geminin kaptanlığını yapan bir mühendis, bir de biyolog bulunmaktadır. Güney ve kuzey yarımküre göklerinde gözlemlenen tuhaflıklar ve Alfa Senturi’den gelen tuhaf ışık çakmaları evrende bir şeylerin ters gittiğini gösterdiği için bu proje başlatılmıştır.

Aynı görevi yerine getirmek için yola çıkan Virgo 1 başarısız olmuş ve uzayda kaybolmuştur.  Aldıkları sinyal, dünya kaynaklı bir sinyal olduğu için, aslında hayatta olduklarına imkan vermedikleri Virgo 1 ekibinden geldiğini tahmin ederek sinyalin kaynağına giderler. Bembeyaz göründüğü için donmuş olduğunu düşündükleri gezegene, kitaba ismini veren Trinidad mekiği ile inip keşif yaparlar. İndikleri gezegende işler iyice tuhaflaşır.

Güneşin ısıtıcı ışıkları altında pırıl pırıl masmavi bir gezegen! Belki de uzayda seyredilebilecek en iyi görüntüydü bu. Satürn’ün halkalarından daha estetik, süpernova patlamalarından daha görkemli. O mavilik hayat demekti.

Dünya ile benzerlikler sadece sinyalden ibaret değildir. Üç bilim adamı olayı enine boyuna tartışır. Bu dünya, arkalarında bıraktıkları dünyanın paralel evrendeki karşılığı olabilir mi? Ya da evrim her zaman en az gayret yasasını uyguladığı için üzerinde yaşam olan bir gezegenin dünyaya bu kadar benzemesi normal midir? Yoksa 4,5 ışık yılı yolculuk sonunda yine evlerine geri mi dönmüşlerdir? Acaba bu gezegen canlı bir organizma olabilir mi? Onların zihinlerindeki imgeleri gerçeğe çevirip korkularıyla yüzleştiren. Ekiptekilerden bazıları Stanislaw Lem de seviyor sanırım hafiften bir Solaris göndermesi seziliyor 🙂 Ya da tüm ekip kafayı yemiştir ve üçü birden aynı hayali görmektedir. Zaten hangi psikolojideki üç insan dünyadaki hayatlarını, sevdiklerini bu kadar uzun bir süreliğine terk eder ki? Yer yer dünyaya dönüp karakterlerin geçmişlerini, yaşadıkları trajik hadiseleri öğreniriz.  Ekip, bu gizemi çözüp tekrar bir araya gelecek ve evlerine dönebilecek midir?

Trinidad’ın Dönüşü de, Gofer Ağacı gibi bilim kurgu ile beraber birçok türü içinde barındıran bir roman. Özellikle gizem unsuru çok baskın, son sayfaya kadar merakınız yatışmıyor. Ayrıca gezegende geçen bölümlerin oldukça gerilimli yer yer de korkutucu olduğunu itiraf etmeliyim. Buna rağmen Trinidad, aksiyonlu bir uzay operası değil, ekibi kovalayıp teker teker öldüren uzaylı yaratıklar veya lazer silahlarıyla ateş ederek birbirini kovalayan uzay gemileri yok. Karşılaştıkları sorunu çözmek için toplantılar yaparak tartışan, bilimsel ve felsefi kuramlarını yarıştıran zeki ama uyumsuz bilim adamları var. Ve bu yönüyle de güzel ve doyurucu bir bilim kurgu eseri.

Diğer kitaplardakine nazaran, yazarın anlatım dilinin oldukça sadeleştiğini ve cümlelerinin kısaldığını farkettim. Bu durum olayların yer yer günlük, mektup, sorgu notları aracılığıyla aktarılmasından kaynaklanıyor sanırım. Cümleler kısalmasına rağmen anlatım basitleşmemiş, aksine özellikle uzay manzaralarına ait betimlemeler oldukça etkileyici.

Uzaya saçılmış milyarlarca varil mor ve kırmızı boya başıboşça yayılıyor sanki. Ressamların bin bir teknikle yapmaya çalıştıklarını bu serseri atomlar her nasılsa daha iyi beceriyorlar. Herşey çıplak gözlerimin önünde. Teleskopsuz.

Virgo’ya Dair

Geminin adı Virgo, Başak Takım yıldızının diğer adı ve Latince’de “bakire” anlamına geliyor. Sanırım kitaptaki tek dişi öğe Virgo. Üç yüksek egolu bilim adamının içinde olduğu Virgo, ana gemi olmasına rağmen yine de kitaba adını bile verememiş. Bunun yerine, zamanında Macellan’ın dünya turunu gerçekleştirdiği Trinidad’dan adını alan mekiğin adı kitaba uygun görülmüş. Halbuki ekip Virgo’da çok daha fazla vakit geçiriyor. Bundan yola çıkarak önceki kitaplardaki kadın karakterleri hatırlamaya çalıştım. Hepsinin önemli erkek karakterleri destekleyen yan karakterler olduğunu fark ettim. Belki bir sonraki romanda bu durum değişir 🙂

Yazarın kitabı ve kitabın yazım sürecini anlattığı yazısına Gölge e-derginin 99. Sayısında ulaşabilirsiniz.

İyi okumalar,

Etiket: ,


Yazar Hakkında

Tüm dünyaya karşı bir kaliteci, özellikle süreçlere uymayanlara düşman. Süper kahramanlardan oluşan bir kalite takımının yöneticisi ve kurgu-bilim'in 4 silahşöründen biri. Bunlar yetmiyormuş kendisi gibi bilim kurgu seven eşiyle birlikte dinozor manyağı bir ufaklığın da ebeveyni. Hepsine nasıl yetişiyor kendisi de bilmiyor ama ailesi, bilim kurgu ve grunge onun vazgeçilmezleri.