Genel Neredeyse Yolun Sonuna mı Geldik? Robin Hanson’ın Büyük Filtre Hipotezi

Tarih: | Yazar: Seçil Çetinkaya

0

Neredeyse Yolun Sonuna mı Geldik? Robin Hanson’ın Büyük Filtre Hipotezi

Star Trek‘in o meşhur repliğinin başlangıcı “Uzay, son sınır…” insanlığın hedefini belirlerken, bu sınıra ulaşmak için önümüzde bekleyen ve aşılması gereken engeller sıralanıyor. Hayatın yok oluşu ile sürekli yaşamın genişletilmesi arasında büyük bir eşik var. Bir ekonomi profesörü olan Robin Hanson 1998 yılında yayımladığı makalede bu eşiği Great Filter (Büyük Filtre) olarak adlandırmış.

Samanyolu Galaksisindeki akıllı yaşam olasılığını hesaplayan Drake denklemindeki değişkenlerin alması gereken kesin rakamlar henüz astronomlar tarafından belirlenebilmiş değil. Yine de Dünya dışındaki bir gezegende akıllı yaşam olasılığı bilim adamlarının gündeminde. Peki neden yakın uzaya büyük bir sessizlik hakim? Evren bu kadar yaşlı olmasına rağmen Güneş Sistemi veya çevre sistemleri koloni haline getirmiş uzaylı bir ırk ile henüz karşılaşmadık.

Kapak Resmi: Rui Barros – Observing The Energy Comet

Uzayda Akıllı Yaşam İşaretleri

Şu ana kadar yakın uzayda bizden başka akıllı bir yaşam formu bir koloni kurmuş olsaydı bunu bilirdik. Çünkü böylesine bir yaşamsal patlama uzayda bazı değişikliklere sebep olurdu. Genişleyen yaşam formu her ne olursa olsun buna destek veren teknolojiyi beslemek adına büyük enerji kaynaklarına ihtiyaç duyacağından, uzayda bulabildiği her türlü enerjiyi depolama ve kullanma yönünde adımlar atardı. Örneğin yıldızların enerjisinden faydalanma amaçlı kullanılan Dyson Küresi gibi mega yapılara rastlayabilirdik. Buna ek olarak koloni haline getirilen gök cisimlerinin elverişli olmayan kısımları mutlaka değiştirilmeye çalışılırdı. Medeniyet seviyesini enerji kullanımına göre ölçen Kardashev Ölçeği’ne göre en azından Type I’e ulaşmış bir ırkın işaretlerine henüz rastlayamadık.

Uzayda Koloni Kurmak Bir Hayal mi?

İnsanlığın geleceği parlak. Şu ana kadar geçirdiğimiz evrim adımlarına bakarsak uzayda koloniler kurarak kalıcı hayatı yayabiliriz. Her geçen gün kozmosla ilgili bildiklerimize yenilerini katıyoruz.

Ancak insanlığın uzaya açılması konusunda farklı fikre sahip olan çevreler var. Kimi çevreler bunun gerçekleşmesi gereken bir gelecek olduğunu, hatta en fazla bir milyon yıl içerisinde gerçekleşeceğini ümit ederken, kimi çevreler de uzayı rahat bırakmamız gerektiğini düşünüyor. Çünkü yaşamın insanlığın bulunduğu duruma evrimleşmesi ne kadar kolaysa bu geleceğimizin de o kadar karamsar olduğunun kanıtı.

Hanson, SETI (Search For Extraterrestrial Intelligence) araştırmaları sadece entelektüel merakımızı gidermek için değil, insanlığın geleceği hakkında tahminlerde bulunabilmek için de önemli olduğundan bu araştırmalara önem verilmesi gerektiği görüşünde.

İçinde bulunduğumuz yüzyılda hem NASA gibi ulusal kurumlar, hem de SpaceX gibi özel şirketler uzayda koloni kurma fikrine yoğunlaşmaya başladılar. Ay ve Mars koloniler için hedef belirlenmiş durumda. Kısacası yakın uzayda koloni kurmak bir hayal değil. Ancak, yıldızlar arası seyahat için önümüzde uzun bir süre ve aşmamız gereken Büyük Filtre var.

Uzaya Açılabilmemiz İçin Önümüzdeki Engel Nedir?

Hanson’ın hipotezine göre dünya dışında koloniler kurabilmek için bazı evrim adımları var. Liste tamamlanmamış olmakla beraber şöyle;

  • Doğru yıldız sistemi (organikleri ve potansiyel yaşanabilir gezegenleri içeren)
  • Üretken moleküller (örneğin RNA)
  • Basit tek hücreli hayat
  • Karmaşık tek hücreli hayat
  • Üreme
  • Çok hücreli hayat
  • Araç/alet kullanabilen büyük beyinli hayvanlar
  • Şu anda bulunduğumuz durum
  • Dünya dışı koloniler kurmak

Büyük Filtre de bunlardan birisi ve bir eşik. İnsanlık bu eşiği geride bırakmış da olabilir henüz gerçekleştirmemiş de.

Neredeyse Yolun Sonuna mı Geldik? Robin Hanson’ın Büyük Filtre Hipotezi

Şu anda bulunduğumuz duruma gelene kadar geçirdiğimiz evreleri nasıl aştığımız makul bir şekilde bilim insanları tarafından açıklanabiliyor. Büyük Filtre hipotezine göre uzaydaki bu büyük sessizlik bizi biyoloji, astronomi, fizik ve sosyal bilimler konusundaki standartları gözden geçirmeye itmeli. Çünkü bilim insanlarının standart hikayelerini birleştirdiğimizde kolayca aşılabilir filtrelerle karşılaşıyoruz. Bu hikayelerden biri yanlış olmalı ve hangisinin yanlış olduğunu bulmak önemli.

Eğer uzayda koloni kurmak için yaşamın önündeki yol yukarıda sıralanandan farklı da olabiliyorsa bu insanlık için daha da büyük bir problem demek. Çünkü bu konuda olası rakiplerimiz ile yarış içinde olabiliriz. Büyük Filtre şu anda geride bıraktığımız bir evre ise iyi durumdayız. Ancak önümüzde aşmamız gereken bir engel olarak bizi bekliyorsa ve bizim geçirdiğimiz evreler diğer yaşam formları için de geçerli olup aynı şekilde kolayca aşılabilecekse dünya dışı akıllı bir yaşam formunun yakın uzayı hatta dünyamızı ele geçirmesi olası.

Hayat: Bir Mucize!

Hanson, makalesinin devamında evrim adımlarından hangisinin olası olmadığını (sanıldığı kadar kolay gerçekleşmediğini) bulmaya çalışıyor. Bunun için her bir evrim aşamasının süresini ve olası yanılgıları araştırıyor. Basit akla yatkın modeller, karmaşık olguların özünü yakalamada başarısız olduklarından evrim adımları incelenip açıklanırken biyologların da böyle bir hataya düşmüş olabileceğini düşünüyor.

Hanson’ın makalesine göre birçok biyolog Samanyolu Galaksisindeki akıllı yaşam olasılığını hesaplayan Drake denkleminin biyolojiyi yeterince bilmeyen insanlar tarafından ortaya atıldığını ve alet kullanma yetisinin Dünya’da sadece insan ırkında bir evrim kazası sonucu ortaya çıktığını söylüyorlar. Bunu düşünerek Büyük Filtre’nin alet kullanımı olduğunu varsayabiliriz.

Hanson insanlığın biyolojik evrim aşamalarını gözden geçirirken adımları ‘ayrık’ ve ‘deneme yanılma’ olarak iki tipe ayırıyor. Doğru güneş sisteminde ve doğru gezegende bulunmak ‘ayrık’ bir adım. Çünkü eğer yaşam doğru gezegende başlamasaydı bununla ilgili yapılabilecek bir şey yoktu. Ancak ‘deneme yanılma’ adımları, adından da anlaşılabildiği gibi bir kez başarılamadığı için bir daha başarılamayacak demek değil. İşte Büyük Filtre’nin ana araştırma alanı bu ‘deneme yanılma’ adımlarında olmalı.

Neredeyse Yolun Sonuna mı Geldik? Robin Hanson’ın Büyük Filtre Hipotezi

Uzayı Ne Kadar Tanıyoruz?

Büyük Filtre’nin ne olabileceğini araştırırken astrofizik konusundaki bilgilerimiz de gözden geçirilebilir. Hanson’ın dikkat çektiği konular şunları içeriyor;

  • Işık hızına yakınlaşmanın zorluğu,
  • uzay boşluğunun sandığımızdan daha sert/yoğun olması,
  • evrenin göründüğü kadar büyük olmaması
  • uzaya açılmanın gerekliliği olan enerjiyi sağlama amaçlı büyük mühendislik gerektiren mega yapıların imkansızlığı

Başka hayat formları uzayı henüz koloni haline getiremediğine göre evrenimizdeki trilyonlarca yıldızın içinde bizim ulaşmak üzere olduğumuz teknoloji ve büyümeye ulaşan yok. Bundan ışık hızına yakın veya ışık hızında seyahat etmek olasılığının düşük olduğu çıkarımını yapabiliriz.

Belki de ileri seviye akıllı yaşam uygarlıkları, yıldızları ve bizim gözle görebildiğimiz sıradan gökyüzü objelerini koloni olarak kullanmıyor. Bunun yerine karanlık madde adı verilen ve elektromanyetik dalgalarla etkileşime girmeyen, varlığı yalnız diğer maddeler üzerindeki kütle çekimsel etkisi ile belirlenebilen maddeler içerisinde koloni kurmayı tercih ediyorlar.

interstellar cooper ve murph

Interstellar: Cooper ve Murph

Hanson’ın bu görüşleri bana Carl Sagan‘ın aynı adlı belgesel ve kitabı Kozmos‘ta Edwin A. Abbott‘un Yassıyer (Flatland) romanına atıfta bulunarak, algımızın 3 boyutla sınırlı olduğu bir dünyada öteki boyutları anlatmaya çalışmasını anımsattı. Henüz kavrayamadığımız ancak gelecekte bilimin ilerlemesi ile uzayın sırlarını çözmeye devam ettikçe aşmamız gereken eşik belki de kolaylaşacak. 4 ve 5. boyutların keşfi büyük filtre olabilir mi?  

Çok ses getiren Interstellar filminin vurguladığı ana mesaj kozmosla ilgili henüz bilmediğimiz, ancak keşfi sonrası insanlığa inanılmaz seçenekler sunup uzaya açılmalarını sağlayacak olan bilgilerin oluşuydu. Ana karakter Cooper‘ın filmdeki bir repliği aşmamız gereken eşiğin önümüzde olduğunu belirtir gibiydi.

Hala öncüyüz, daha yeni başladık. En büyük başarılarımız arkamızda olamaz çünkü kaderimiz yukarıda bekliyor.

Kendimizi Yok Etmek

Hanson’ın Büyük Filtre’yi biyoloji ve astrofizikte aramasına rağmen Carl Sagan gibi bazı bilim adamları insanlığın aşması gereken en büyük engelin karşılıklı saygı ile diğer gruplarla beraber yaşamayı öğrenmek, Dünya’yı bölgelere ayırmaktan vazgeçmek ve saldırganlığa yatkınlığımızı önlemek olduğunu düşünüyor. Aksi takdirde nükleer savaş ile gezegenimizi ve insanlığı yok etmemiz olası. Bu görüşü savunan bilim adamlarına göre doğuştan gelen maddecilik iç güdülerimizi törpülemeli ve maddi olmayan hedefler peşinde koşarak ahlaki ve manevi uygarlıklar olmaya çalışmalıyız.

Bahsi edilen bu sosyal teoriler Carl Sagan ve William Newman tarafından 1983 yılında yayınlanan The Solipsist Approach to Extraterrestrial Intelligence (Dünya Dışı Zekaya Tekbenci Yaklaşım) isimli makaleden kaynak gösterilerek anlatılmış. Bir Sagan hayranı olarak bu makale de okunacaklar listeme eklendi.

Hanson bu teorilerin insanlığı yok edebilecek olmasını mantıksal olarak uygun bulsa da böyle bir sonla karşılaşacağımız konusunda yeterli neden sunulmadığını ve bunun sadece hüsnükuruntu olduğunu düşünüyor. Çünkü bazı sosyal bilimcilere göre yıldızlar arası yolculuk gibi bir alanda yarış içinde olan medeniyetler savaştan kaçınacak ve bunun yerine amaca ulaşmak için bilimsel niş noktalarda gelişme kaydedecektir.

Oysa ki uzaya açılma konusunda insanlığı önemli başarılarından biri olan Apollo Projesi, Rusya ve Amerika arasındaki nükleer savaş esnasında, iki ülkede de milliyetçilik fikrinin ön plana çıktığı bir zamanda, hiçbir bilimsel amaç güdülmeksizin sırf öncü olmak için başlatılmıştı. Yine Frank Shuman tarafından 1916’da kurulan ilk güneş enerjisi santrali tüm insanlığın enerji ihtiyacını karşılayabilecekken 1.Dünya Savaşı’nın başlaması ile bu temiz enerji hayali yerini Irak ve İran petrollerine bıraktı. Yani şahit olduğumuz kadarıyla, bilimsel projeler ülkeleri birlik olup savaştan uzak durmaya yönlendirmiyor. Savaşlar kazanmak için bilim ilerliyor ya da ilerlemekte olan bilim savaş sebebiyle duruyor.

Robin Hanson Kimdir?

George Mason Üniversitesi’nde Ekonomi profesörü olmanın yanı sıra Hanson bir fikir adamı. Oxford Üniversitesi İnsanlığın Geleceği Enstitüsü’nde araştırmacı olarak da çalışıyor. Hem ekonomi hem de gelecekle ilgili konularda fikrine güvenilen ve saygı duyulan bir danışman.

Kaynaklar:
mason.gmu.edu
Carl Sagan’s Cosmos: Episode 10, “The Edge of Forever”
Cosmos: A Spacetime Odyssey, Episode 12, “The World Set Free”

Etiket: , ,


Yazar Hakkında

1984 doğumlu. Evli.Tenten'in annesi. Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisi olmasına rağmen çok sevdiği denizi bırakıp yerleşik hayata geçti. 2009'dan beri yazılım sektöründe test mühendisi olarak çalışıyor. Bilim kurguyu, kitapları ve hayvanları çok seviyor.